Merkezler

Estetik Birimi

E

Bölüm Hakkında

Günümüz modern insanı yaşı kaç olursa olsun görünümüne artık belki de hiç olmadığı kadar önem vermektedir.
Neleri tedavi ediyoruz?

•              Bel ve boyun ağrıları

•              Siyatik

•              Servikal ve lomber spondiloartrozis 

•              Diz, kalça ve ellerin osteoartriti (kireçlenmesi)

•              Boyun ve bel herniye diskleri (fıtıkları)

•              Skolyoz (Omurga açılanması)

•              Myofasyal ağrı sendromu (Kas spazmı sonucu oluşan ağrı)

•              Fibromyalji sendromu (yumuşak doku romatizması)

•              Adheziv kapsülit (donuk omuz)

•              Omuz kaslarının yırtıkları 

•              Tenisçi ve golfçü dirseği

•              Diz bağ zedelenmesi ve yırtıkları, menisküs yırtıkları

•              Patellafemoral ağrı sendromu (Kondromalazi patella – Ön diz ağrısı)

•              Ayak bilek bağ yaralanmaları

•              Postür bozuklukları

•              Ortopedik cerrahi sonrası rehabilitasyon (artroskopi, protez, kırık ve tendon tamiri, vb)

•              Polyo sekeli (çocuk felci)

•              Ankilozan spondilit ve romatoid artrit (subakut ve kronik dönemlerde)

•              Spor yaralanmaları

•              İş kazası sonucu oluşan yaralanmalar

•              El-el bilek rahatsızlıkları

•              El cerrahisi sonrası rehabilitasyon

•              Mikrotravmalar sonrası oluşan tendinit, bursit ve yaralanmalar

•              Miyopati rehabilitasyonu

•              Polinöropati rehabilitasyonu

•              Periferik sinir yaralanmaları

•              Karpal tünel sendromu, tarsal tünel sendromu, torasik outlet sendromu ve ulnar nöropati

•              Fasyal paralizi (yüz felci)

•              İnme rehabilitasyonu

•              Travmatik beyin hasarı rehabilitasyonu

•              Beyin tümörü cerrahisi sonrası rehabilitasyon

•              Parkinson Hastalığı 

•              Tortikollis

•              Serebral palsy 

•              Respiratuar sistem hastalıklarında rehabilitasyon (pulmoner rehabilitasyon)

•              Sağlıklı bireylerde ve myofasyal ağrı sendromu olan hastalarda tıbbi pilates uygulamaları

•              Gebelik rehabilitasyonu -hamilelik yogası-

Uygulanan Terapotik Lokal Enjeksiyonlar

•              Tetik nokta enjeksiyonu (Ağrılı nokta enjeksiyonları)

•              Tendinit ve bursit enjeksiyonları

•              Nöral kompresyon enjeksiyonları (karpal tünel sendromu, vb)

•              İntraartüküler enjeksiyonlar

Üniteler, Cihazlar ve Ekipmanlar 

•              Ultrason (USG)

•              Kısa dalga diatermi

•              Analjezik (ağrı giderici) akımlar (TENS, interferensiyal akım, vakum interferans, diadinamik akım)                       

•              Lazer

•              Infrared

•              Hotpack 

•              Coldpack

•              Parafin banyosu (eller ve ayaklar için ayrı ayrı olmak üzere)

•              Whirlpool (kollar ve bacaklar için ayrı olmak üzere)

•              Dört-hücre galvani

•              Servikal traksiyon (boyun traksiyonu)

•              Lomber traksiyon (bel traksiyonu)

•              ESWT (kalkaneal spur -topuk dikeni-, plantar fasiitis, tenisçi dirseği, tetik noktalar gibi kas iskelet sistemi hastalıklarında shock wave tedavisi)

•              Elektrik stimulasyonu

•              İyontoforez

•              Üst ekstremite (kol) ergometrisi

•              Treadmill

•              Bisiklet ergometri (egzersiz bisikleti)

•              Omuz çarkı

•              Parmak merdiveni

•              Theratüp ve therabandlar

•              İş-uğraşı terapisi

•              Ağırlıklar (dumbell seti ve kum torbaları)

•              Denge tahtası

 

Alt bölümlerimiz

- Katarakt ve Ön Segment Cerrahisi
- Oftalmik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi
- Kornea
- Glokom
- Pediyatrik Oftalmoloji
- Tıbbi retina ve vitreoretinal cerrahi
- Nörooftalmoloji
- Hastanemizde yapılan ameliyatlar
- Katarakt ameliyatı (Fakoemülsifikasyon ve intraoküler mercek implantasyonu) – küçük kesili sütürsüz ameliyat topikal anestezi altında gerçekleştirilmektedir)
- Fonksiyonel ve kozmetik göz kapağı ameliyatları
- Göz kapağı ve orbital tümörler ve rekonstrüksiyon
- Lakrimal ameliyatlar (çocuklarda ve yetişkinlerde gözyaşı problemleri)
- Vitreoretinal ameliyatlar
 

Karaciğer Nakli Hazırlık, Ameliyat ve Ameliyat Sonrası Dönem Hakkında Merak Ettikleriniz

Nakil için gereken organı nerden bulacağız?

Karaciğer nakli gereken hastaları için iki ana verici bulma yolu mevcuttur. Hastalar, ya bir karaciğer nakil merkezinin kadavra listesine kaydolup kendileri için uygun bir kadavra karaciğer grefti çıkmasını bekleyecekler ya da kan grubu uyumlu gönüllü akrabalarından parça karaciğer alacaklar. Akraba olmayan kişilerden organ alan hastalar da vardır ancak bu nakil işlemi her ilde kurulmuş “etik kurul”ların onayını ile gerçekleşebilmektedir.

Canlı verici adayında aranan kan grubu ve akrabalık ilişkisi uyumundan ne anlaşılmaktadır?

Akrabalık ilişkisi:

Canlı karaciğer verici adayının 4. dereceye kadar kan ve kayın akrabaları yasal verici adayı olabilir. 

 

Hastanın,

 

Annesi, babası, çocuğu

  1. derece

Kardeşi, dedesi, ninesi, torunu

  1. derece

Amca, hala, dayı, teyze ve kardeşlerinin çocukları –yeğenler-

  1. derece

3.derecedeki akrabaların çocukları

  1. derece

 

olarak kabul edilir.

Hastanın 2 yıldan daha uzun evli olduğu eşi doğal verici adayıdır.

Kan grubu uyumu:

Verici ve alıcı arasında kan grubu uyumu bulunmalı. Karaciğer naklinde yalnızca kan grubu uyumu aranır. Doku uyumu veya Rh uyumu aranmaz. Verici ve alıcı aynı kan grubundan olabileceği gibi farklı kan grupları arasında da uyumlu nakiller yapılabilir. Örneğin kan grubu 0 olan bir verici, alıcının kan grubu ne olursa olsun ona karaciğer verebilir. Aynı şekilde kan grubu AB olan bir alıcı, vericinin kan grubu ne olursa olsun ondan karaciğer alabilir. Uyumlu kan grupları aşağıda sıralanmıştır. Bu listeye bakarak kimlere karaciğer verebileceğinizi görebilirsiniz.

 

Verici

Alıcı

 

0

0, A, B, AB

Uygun

A

A veya AB

Uygun

B

B veya AB

Uygun

AB

Yalnızca AB

Uygun

Kadavra listesine kaydolmak için ne yapılabilir?

Karaciğer nakil merkezine başvuran hastalara nakil gerekip gerekmediği araştırılır. Karaciğerdeki hasarın geri dönüşümsüz olması ve zaman içinde karaciğer kapasitesinin yaşamsal ihtiyaçları karşılayamaz duruma gelmesi karaciğer naklini gerektirir. Bu konu aydınlatıldıktan sonra hastanın böyle bir ameliyatı kaldırabilecek durumda olup olmadığı araştırılır. Genel sağlık durumunun yanı sıra hastanın vücudunun anatomik olarak da nakil için uygunluğu önemlidir. Örneğin ana damarların durumu, daha önce geçirilmiş ameliyatların varlığı gibi. Bu aşamalardan geçen alıcı adayı o merkezin kadavra bekleme listesine eklenir. Sağlık Bakanlığının kontrolünde olan ve bilgisayar ağı üzerinden çalışan bu sistemde, hastalar kan gruplarına ve hastalıklarının ağırlıklarına göre yukarıdan aşağı sıralanır.

Hazırlık için neler yapılıyor?

Kan ve radyolojik çalışmalar ile başlayan ve ilgili bölümlerin konsültasyonları ile devam eden bir süreçtir. Özellikle kalp, akciğer ve böbreğin durumu önemlidir. Hastada aktif bir enfeksiyon odağı bulunmamalıdır. Çürük dişler bile burada sorun olabilir. Karaciğer kanserine bağlı bir nakil düşünülüyorsa karaciğerin dışında bir yayılımın bulunup bulunmadıği araştırılır.

Canlı verici hazırlığında neler yapılıyor?

Canlı vericinin sağlığı herşeyden önemlidir. Herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan bir bireyin gönüllü olarak bir dizi risk aldığının bilincinde olan transplant ekibi, alıcıların değerlendirilmesi ve kabulünde kılı kırk yaracaktır. Her gönüllü kişinin canlı organ vericisi olması mümkün değildir. Örneğin, çok istemesine rağmen bir anne çocuğuna karaciğerinin bir parçasını veremeyebilir. Bu kendisindeki bir sağlık problemi olabileceği gibi, damar veya safra yolu anatomisi buna imkan vermiyor olabilir. Bazen hastaya gidecek bazen de veren kişide geride kalacak karaciğerin miktarı yetersizliği neden olarak karşımıza çıkar.

Verici adayı olan kişi 18 yaşını bitirmiş (tercihen 55 yaşından ileri olmamalı) ve vücut kitle indeksi (VKİ: kilo/boy2) 30’un altında olmalı. Ayrıca, verici adayında; Hepatit B veya C öyküsü olmamalı, HIV enfeksiyonu, aktif olarak alkol kullanımı ve yoğun alkol tüketim, uyuşturucu kullanımı (özellikle damar yolu ile ), tedavi altında psikiyatrik bir hastalığı ve yakın zamanda bir kanser öyküsü bulunmamalı.

Canlı vericinin riskleri nelerdir?

Her büyük karaciğer cerrahi ameliyatı sırasında ve sonrasında görülebilen komplikasyonlar burada da gelişebilir. Kanama, cerrahi alan enfeksiyonu, safra kaçağı veya safra yolu darlığı, damar tıkanması bunlar arasında sayılabilir. Ender de olsa tekrar ameliyat ya da işlem gerekebilir.

Karaciğer kendi yenileyebilen bir organdır. 3-4 hafta sonra geride kalan karaciğer parçası büyüyerek eskisine yakın bir büyüklüğe erişir.

Geride kalan karaciğer parçasının sınırda olduğu durumlarda, birkaç gün karında sıvı oluşması (assit), bilirubin değerlerinde yükselme olabilir. Çoğu bir sorun yaratmadan normale döner.

Sağ akciğer boşluğunda sıvı birikimi de sık olmasa da karşılaşılabilen bir durumdur ve genelde kendiliğinden geriler, ender olarak da kataterle aspire edilmeyi gerektirebilir.

Alınacak parçaya göre risk değişir. Sol karaciğerin alınmasındaki komplikasyon gelişme riski sağ karaciğerin alınmasına göre daha azdır. Bu ameliyatlardaki hayati risk dünyadaki tüm serilere bakıldığında 400 de 1 (% 0.25 ) kadardır. Bu riskin özellikle kilolu (VKI≥30), sigara ve doğum kontrol ilacı kullanan bayanlarda belirginleştiği görülmüştür. En sık neden, bacaklarda oluşan pıhtılardır.   

 

Kadavradan  karaciğer naklinde alıcıdaki cerrahi işlemler nasıl ilerler?

Alıcı nakli 3,5-4 saate bitebileceği gibi 18-20 saat süren ameliyatlar da vardır. İçerde ne ile karşılaşılacağını önceden bilmek mümkün değildir. Örneğin, karın icinde yoğun varisleri olan, ana damarlarında tıkanması bulunan, ileri derecede pıhtılaşma sorunu olan, daha önce ameliyatlar geçirmiş düşkün hastalarda hem hastalıklı karaciğerin çıkarılması zor ve kanamalı olmakta, hem de yeni gelen karaciğerin takılması işlemi sancılı ve uzun olmaktadır. Fırtınalı bir ortama nakledilen yeni karaciğerin kendini toplaması, çalışmaya başlaması gecikmekte ve bazen hiç çalışmayabilmektedir. Karaciğer, kanın pıhtılaşması için gereken elemanları ürettiği için çalısmayan karaciğer kanın sürekli sızması ve kaybedilmesi anlamına gelir. Ne kadar çok kan verilirse, ameliyat sonrası da akciğer sorunları o kadar artar ve bir kısır döngüye girilir. Bu nedenle cerrahlar, hastaların henüz nisbeten iyi oldukları dönemlerde bu ameliyata girmelerini tercih ederler. İyi durumda bir hastanın karaciğerinin, yeterli hacimde ve sağlıklı bir yeni karaciğerle değiştirilmesi son derece rahat bir ameliyat süreci, hızla iyileşme ve erkenden taburculuk demektir.

 

Nakil işlemi, hastalıklı karaciğerin çıkarılması ile başlar. Çıkarılan karaciğerin yerine konacak olan yeni karaciğerin tam ya da parça olmasına göre cerrahi teknik değişebilir ancak böbrek naklinden farklı olarak karaciğer naklinde yeni karaciğer eskisinin boşalttığı yere konur.

Karaciğere 2 damar sayesinde kan gelir. Bunların ilki, sindirim sisteminin kanını karaciğere ulaştıran damardır ki buna ‘portal ven’ denir. Diğeri de aortadan gelen oksijeni yüksek kanı taşıyan atardamar yani ‘hepatik arter’dir. Ayrıca, karaciğere girip işlem gördükten sonra çıkarak kalbe dönen kanın taşındığı toplar damarlar vardır ve bunlara ‘hepatik venler’ denir. Karaciğer içinde damarlara benzer bir başka yapı daha vardır. Bunlar safra yollarıdır. Karaciğerin üretimi olan safranın karaciğerden barsağa taşınma görevi ‘ana safra yolu’na aittir. Kısacası, eskisinin çıkarılıp yenisinin takılması işlemi, yukarıda saydığımız damarlar ve safra yolunun tek tek bağlanıp kesilmesi ve tekrar yenileri ile karşı karşıya getirilip dikilerek birleştirilmesini gerektirir.

Herkesin damar ve safra yolu yapısı birbirinden farklı olduğundan, damarlarda çap uyumsuzlukları, pıhtı ile tıkanmış olma riski, damar duvarında yapısal bozukluklar, damarın kullanılamaz halde olması gibi ciddi sorunlarla her an karşılaşmak mümkündür. Bunlar yeni karaciğeri ve doğal olarak da hastayı riske sokan konulardır.

 

Canlıdan bir parça karaciğerin alınması nasıl mümkün oluyor?

Karaciğer, herbiri kendine ait atardamar, toplar damar ve safra yolu olan 8 parçadan oluşmuştur. Bebekler için tek bir parçası bile yetebilirken, erişkinlere nakil gerektiğinde 3 ya da 4 parçaya ihtiyaç vardır. 3 parça denilince sol karaciğerin, 4 parça denilince de sağ karaciğerin alınacağı anlaşılır.

Sağ karaciğer, toplam karaciğer hacminin %60-65’ini, sol karaciğer %35-40’ını, çocuklarda tercih edilen sol yan karaciğer parçası da %15-20’sini kaplar.

Bütün hesaplamaların ameliyattan önce yapıldığı bir süreçten sonra alıcıya gidecek ve vericide geride kalacak karaciğer parçalarının yaklaşık hacimleri bilinerek ameliyata başlanır. Alacak olan hasta 60 kg nin üzerinde ise genelde sağ karaciğer parçası, 60 kg nin altında ise sol karaciğer parçası tercih edilebilir.

Alınan karaciğer parçası gittiği yerde, kalan parça da kaldığı yerde 3-4 hafta sonra büyümüş ve boşluğu doldurmuş olarak bulunur. 

Bu ameliyat yaklaşık 2-3 saat sürmektedir. Genelde kan verilmesini gerektirmez. Yine de %0,2 olan ölüm riski vericiye çok iyi anlatılmalıdır.

 

Canlı vericilerin takibinde neler önemlidir?

Hastaların ameliyat sonrası erkenden ayağa kaldırılıp yürütülmesi istenir. Bu, bacaklarda pıhtı oluşmasını ve oradan akciğere pıhtı atıp hastanın hayatını riske sokmasını önleyen en önemli hamledir.

Normal şartlarda birkaç gün içinde karnındaki plastik borudan kurtulan vericiler, 4-7 gün içinde taburcu edilirler. Yaralarına dikkat etmeleri, 6 ay ağır iş yapmamaları tavsiye edilir.

Her büyük cerrahi ameliyattan sonra olduğu gibi, kanama, cerrahi alan enfeksiyonu, akciğerde zatürre gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu açıdan, gerekli önlemler alınır ve tedaviler yapılır. Karaciğerin kesilen yüzeyinden safra kaçağı gelişebilir. Genelde sınırlı bir sorun olarak kalır ancak az bir hastada birikintinin boşaltılması için dışardan içeriye ince bir plastik boru yerleştirilmesi gerekebilir.

Bir diğer yakın takip edilen şey, kalan karaciğerin sorunsuz çalışıp çalışmadığıdır. Hastanın sararması, idrarının koyulaşması ameliyat sonrası bir süre görülebilen ancak hızla düzelen bir durumdur ve öyle olmalıdır. Uzaması veya giderek artması sorun olabileceğinin sinyali sayılır.

 

Alıcının takibi nasıl yapılır?

Ameliyat sonrası erken dönemde cerrahiye ait problemler görülebilir. Hasta bu dönemde zaten ya yoğun bakımlarda ya da serviste yakin takip altındadır.

Vücut, yabancı olarak gördüğü yeni karaciğeri itip atamak isteyecektir. Bunu olmaması için ilaç kullanan hastalarda bu ilaçlarin kandaki düzeyleri aralıklı olarak ölçülerek gerekli azaltma ve coğaltmalar yapılır. Bu ilaçlar iki tarafı kesin bir kılıç gibidirler. Az gelirse karaciğer reddelirken, çok gelirse böbrekler bozulmaya başlar. Bu yüzden yakın takip şarttır.

Yukarıda bahsedilen ilaçlar hastaları enfeksiyona yatkın hale getirir. Bu nedenle enfeksiyon gelişmesi açısından uyanık olmak gerekir. Ateş, kanda beyaz küre yüksekliği gibi durumlarda enfeksiyon odağı taraması yapılmalıdır.

Eve çıktıktan sonra belli aralıklarla hastaneye davet edilen hastaların genel muayeneleri ve kan alımları yapılır. Sonuçlar değerlendirilerek tedavi düzenlemeleri, gerekirse yatarak tedavileri planlanır.

 

Takip sürecinde iletişim en önemli konudur. Hastalar hastaneden ilk taburculukları sırasında takipleri ve ilacları konusunda bilgilendirilir. Daha sonrasında kendilerinde gelişen önemli değişiklikleri ekibe bildirmekte tereddüt yaşamamalıdırlar.

Böbrek Nakli Hazırlık, Ameliyat ve Ameliyat Sonrası Dönem Hakkında Merak Ettikleriniz

Kronik böbrek hastalığı nedir?

Kronik böbrek hastalığı gerek beraberinde getirdiği başka hastalıklar, gerekse yaşam süresini kısaltması nedeniyle önemli bir sağlık problemidir ve tedavisinde olumlu etkilerinden dolayı böbrek nakli ilk seçilecek tedavi yöntemidir. Diyalizle kıyaslandığında yaşamı 2 kat arttıran bir yöntemdir . Böbrek nakli kadavra kaynaklı ve canlı verici kaynaklı olmak üzere 2 türlü yapılmaktadır.

 

Kimler canlı verici olabilir?

Ülkemizde canlı vericili böbrek nakli için;  yasal olarak  18 yaşını bitirmiş, akıl sağlığı yerinde herkes böbrek vericisi olabilir.  4. Dereceye kadar akrabalar ki anne baba kardeş bunların çocukları ,amca hala teyze ve bunların çocukları ile aynı şekilde  eşin saydığım şekilde akrabaları böbrek vericisi olabilir.  Aynı şekilde arada maddi çıkar ilişkisi olmayan  böbreğini bağışlamak isteyen kişiler de sağlık bakanlığınca belirlenmiş  etik kurullar tarafından onay alınmak kaydıyla, böbrek vericisi olabilirler.

 

Kadavradan böbrek nakli

Kadavra böbrek nakli için ise organ nakli merkezimize başvurup, gerekli tetkikler yapılıp, ulusal kadavra listesine alınıyorsunuz ve adil bir şekilde bu kaynaktan  yararlanıyorsunuz . Genç ya da yaşlı olmanız kadavra böbreğin çıkma şansını azaltmıyor.  Maalesef ülkemizde yeterli organ bağışı olmadığı için, bekleme listeleri her geçen gün artmaktadır.

 

Canlı vericili böbrek naklinin avantajları var mı?

Canlı vericili böbrek naklinin kadavra nakillere üstünlüğünü şöyle sıralayabiliriz

1. Kısa ve uzun dönem böbrek işlevinde  daha iyi sonuç

2. Böbrek erkenden çalışmaya başlar

3. Nakil sonrası kullanılan immun baskılayıcı ilaçları daha  düşük yoğunlukta kullanma

4. Kadavradan nakil olmanın getirdiği huzursuzluktan sakınma

5. Kadavra organ için uzun süre beklemekten kurtulma

6. Daha planlı ve organize operasyon yapılması

 

Kimler böbrek vericisi olamaz?

Canlı böbrek vericilerinde, kanser hastalığı, şeker hastalığı, aids, hamilelik, ciddi aktif enfeksiyon, ciddi kalp hastalığı olmamalıdır. Böbrek vericisi olanların en büyük korkusu şimdi böbreğimi verirsem sonradan bir sağlık problemi yaşar mıyım endişesidir.  Yapılan birçok araştırmada,  böbrek vericilerinde sağlık yönünden genel nüfusa göre ek bir sorun yaşamadıkları tespitidir.

 

Böbrek nakli için kan grubu uyumunun önemi nedir?

Böbrek nakli için kan grubu uyumu önemlidir. Kan transfüzyonundaki genel prensipler böbrek nakli içinde geçerlidir. Yani O grubu genel verici, AB grubu genel alıcıdır. Böbrek nakli için kan grubu uyumsuz nakillerde yapılabilmesine rağmen bu nakil türünün gerek maliyet yüksekliği, gerekse ilk 14 günde nakledilen böbreğin reddi olaylarının sık görülmesinden ötürü kan grubu uyumlu nakiller tercih nedenidir.

 

 Alıcı ve vericinin kan gruplarında Rh faktörü önemli midir?

Kan grubu uyumunda Rh faktörünün negatif ya da pozitif olmasının bir önemi yoktur. Ayrıca şunu da belirtmek isterim; kan grubu uyumsuz olan alıcı verici durumlarında çapraz nakil yapılmaktadır.

 

Nedir çapraz nakil:

Akrabalarından kan grubu uyumu olmayan hastalara uygulanan bir yöntemdir . Kan grubu uygun olmadığı halde yakınına böbrek vermek isteyen vericiler merkezimize başvurmakta aynı durumda olan başka çiftlerle karşılıklı böbrek değişimi yapmaktadır. Örneğin kan gurubu B olan alıcının A OLAN VERİCİSİ VAR  bu kan grubu uyumsuz anlamına gelir diğer bir çiftinde alıcı A VERİCİ B BU DURUMDA HER İKİ ÇİFT KARŞILIKLI BÖBREK VEREBİLİRLER. Burada belirtmem gereken bir noktada;  kan grubu 0 veya AB olan alıcıların, çapraz nakil listelerine alınmasının mümkün olmadığıdır.  Yine belirtmem gereken bir noktada çapraz nakillerde akrabalık ilişkisi olmadığından etik kurul onayı gerektiğidir.

 

Doku uyumu gerekli midir?

Kadavra kaynaklı organ nakillerinde doku uyumu önemliyken canlı vericili böbrek nakillerinde doku uyumu düşünüldüğü kadar önemli değildir. 6 da 5 doku uyumu ile hiç doku uyumu olmayan böbrek nakillerinin başarısı aynıdır.

 

Özel Ankara Güven Hastanesi Organ Nakli Merkezimize Başvurduğunuzda,

Ankara Güven Hastanesi Organ Nakli Merkezimize  başvurduğunuzda,  kan grubu uyumuna bakılır ardından verici ile alıcı arasında lenfosit cross match denilen alıcı ve verici kanları karşılaştırılır.  Alıcının kanıyla vericinin böbreği arasında reaksiyona girebilecek antikor varlığı araştırılır sonuç negatifse, diğer aşamalara geçilir + ise, alıcıda tedaviye başlanıp operasyon başka zamana ertelenir.  Hazırlık aşaması 2-3  gün gibi kısa zamanda yapılmaktadır.  Alıcı ve vericide kan tetkikleri, görüntüleme yöntemleri kullanarak ve kardiyoloji, göğüs hastalıkları, gastroenteroloji, psikiyatri gibi konsültasyonlar yaparak hastaların en sağlıklı şekilde operasyona hazırlığını yapıyoruz. Vericinin bilmesi gereken önemli bir hususta, tetkiklerin herhangi bir aşamasında  böbreğini vermekten vazgeçebileceğini bilmesidir. Alıcı içinde birtakım kan ve görüntüleme yöntemleri kullanılarak olası sorunlar ekarte edilmektedir.

 

Böbrek transplantasyonu için bekleyen hasta populasyonu giderek yaşlanmaktadır 1991 de adayların %29'u 50 yaş üzerindeyken 2011'de %62'si 50 yaş üzerindedir. Buda kardiyovasküler olayların görülme riskini artırmaktadır. Bu yüzden gelen yaşlı hastalara kardiyolojik açıdan daha ayrıntılı muayene yapmaktayız.

 

Kimler böbrek nakil olamaz?

Böbrek nakli olmayacak hasta hemen hemen yoktur diyebiliriz. Kesin yapılamayacak grup,  kontrolsüz kanser ve aids hastalığıdır. Ayrıca birçok kanser kontrol altına alındıktan sonra bekleme süreleri sonrasında nakil olabilir.

 

Preemptif transplantasyon?

 

Henüz diyalize girmemiş son dönem böbrek hastalığı olup, kreatinin klirensi yani böbreğin süzmesi dk 15 ml altında olan hastalara  diyalize girmeden böbrek nakli yapılmasıdır ki bu tür nakillerde böbreğin yasam ömrü daha da artmaktadır. Preemptif hastalara kadavradan böbrek nakli yapılmadığınıda belirtmek gerekir. Sadece canlı vericili böbrek nakli yapılmaktadır.

OPERASYON

Gerekli tetkik ve konsultasyonlar sonrası organ nakli konseyi toplanır hasta değerlendirilir ve herhangi bir engel yoksa operasyon kararı verilir. Anestezi ekibimiz hastaları operasyon öncesi hazırlamakta, heyecanlarını korkularını yenmek için yardım etmektedir. Böbrek verici ameliyatı laparoskopik ya da açık yöntemle  yapmaktayız ameliyat 1-2 saat sürmekte ve çıkarılan böbrek başka bir salonda hazırlanan alıcının sağ yada sol kasığına  takılmaktadır. Hastanın kendi böbreği özel durumlar dışında çıkarılmamaktadır. Alıcı ameliyatı da 2-3 saat sürmektedir. Aksi bir durum olmadığı sürece hastaların çoğu ameliyattayken idrar çıkarmaktadır ve bizim içinde en değerli an bu andır.

Böbrek Nakli Sonrası Takip

 

Ameliyat sonrası, verici, hastanede ortalama 3-4 gün, alıcı 7-10 gün kalmaktadır. Bu esnada hastalar yakın takip edilmekte olabilecek sorunları çözmek üzere birçok branşta uzman doktor ve hemşirelerimiz yanıbaşınızda olmaktadır. Diyetisyenimiz sizi beslenme konusunda aydınlatacak, ilaçların kullanımı yapılacak egzersizler konusunda size yardımcı  olacak profesyonel ekibimizi yanıbaşınızda bulacaksınız. Verici 2 hafta sonra sosyal hayatına dönmekte, hafif işler için 4-6 hafta, ağır işler içinse 6-8 hafta sonra işine dönebilir.

 

Alıcı taburcu edildikten sonra özellikle ilk 3 ay hasta için  ve bizim için önemli bir süreçtir. Hasta bu dönemde yoğun immunsupresif tedavi aldığından yakın takibi gerekmekte olup, haftada 1 hastanın kontrole gelmesi gerekir. Kana kana su içebiliyorsunuz, artık eskisi gibi sıkı bir diyetiniz yok, haftada 2-3 kez bir yere bağlı kalıp hayattan kopmak yok artık .

Kardiyoloji Bölümünde Sunulan Hizmetler

Ankara Güven Hastanesi Kardiyoloji bölümünde sunulan hizmetler aşağıda listelenmiştir.


•      Elektrokardiyografi (EKG)
•      Holter takibi (24 saat EKG kaydı)
•      Ekokardiyografi (Transtorasik ve Transösofageal)
•      Ambulatuar kan basıncı takibi
•      Egzersiz EKG testi
•      Nükleer Kardiyolojik Çalışmalar
•      Kalp pili ve Kardiyoverter Defibrilatör (ICD)
•      Endotel fonksiyon testleri


Kateterizasyon Laboratuvarı


Hastanemizde teşhis ve önleyici kardiyolojiye ilave olarak; uzun yıllardan beri koroner arter hastalığının teşhisi ve tedavisi yapılmaktadır. Merkezimizde, yılda ortalama 5000 adet anjiyografik ve invazif prosedür yapılmaktadır. Hastanemizin laboratuarında uzman doktorlar, koroner arter hastalıklarının tedavisinde; balon anjiyoplasti, stent implantasyonu, lazer anjiyoplasti, aterektomi ve rotablatör gibi tedavi ve teşhis imkanları sunabilmektedirler.


Ankara Güven Hastanesi; kalp kapak bozuklukları, pulmoner arter hastalıkları, konjenital kalp hastalıklarında tanı ve tadavi hizmetleri vermektedir. Uzun yıllardan beri, yüksek miktarlarda kardiyak kateterizasyonun başarı ile uygulandığı merkezimiz, aynı zamanda mitral ve diğer kapak bozukluklarının balon valvüloplastisi gibi özellik gerektiren tedavileride yapmaktadır.


Ritim bozukluklarının teşhis ve tedavisinde, Ankara Güven Kardiyoloji merkezi, en son medikal yeniliklerin takibinde liderdir. Kalıcı kalp pili ve kardiyoverter defibrilatör (ICD) implantasyonları, yıllardan beri merkezimizin deneyimli doktorları tarafından uygulanmaktadır. Merkezimizde başarıyla uygulanan elektrofizyolojik çalışmalar ile aritmilerin mekanizmasının tayin edilmekte ve “ablasyon” olarak bilinen oldukça güvenilir bir metot ile elimine edilmektedir.
 

Greenlight XPS 180 W Lazer Cihazı ile Prostatın Buharlaştırılması

Uzun dönemli çalışmalara göre TURP (transüretralprostatektomi=kapalı prostat ameliyatı) BPH da altın standarttır. Bununla birlikte, maalesef bu işlemde hastanede birkaç gün yatmayı gerekir ve iyileşme periyodu 4-8 haftadır. Ameliyat sonrası dönemde ağrı, rahatsızlık, kanama, İnkontinans ( idrar kaçırma), retrogradejakülasyon (meninin idrar torbasına kaçması), ve empotans (sertleşme bozuklukları) riski vardır. TURP’nin bu dezavantajlarından korunmak için TUNA, Isı tedavisi ve çeşitli lazer yöntemleri gibi daha az invaziv yöntemler denenmektedir. Bu yöntemler TURP den daha az invaziv olmalarına rağmen objektif kriterler dikkate alındığında daha az etkilidirler.


2000 li yılların başında, Mayo klinikten Dr. Rıza Malek ve arkadaşları BPH tedavisinde prostatın fotoselektifvaporizasyonu için yüksek etkili KTP Lazeri (potasyum titanil fosfat lazer: KTP LAZER) geliştirmişlerdir. Prostatın buharlaştırılması işlemi Greenlight Lazer cihazı ile yapılmaktadır. Bu yöntem, Amerika Birleşik Devletleri’nde tıbbi cihazların kullanılmasını denetleyen kuruluş olan FDA (Food and Drug Administration ) tarafından onaylanmıştır. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde ve 9 yıldır hastanemizde uygulanmaktadır. Greenlight Lazer cihazı ile prostatın buharlaştırılması işlemi iki olumlu özelliği birleştirir, hem minimum invasiv bir yöntem olup hem de kısa sürede etkili çözüm sunan bir yöntemdir. TURP, TUIP ya da açık cerrahi operasyon gibi tedavi yöntemlerinden daha kısa sürede etkili çözüm sunar. Bu lazer dalgasını bu kadar özel yapan ise hemoglobinde (kanda) absorbe olmasıdır. Kandaki hızlı emiliminden dolayı, büyümüş olan prostat dokusunu buharlaştırır ve prostatın etrafını saran ince alanı (1-2mm derinliğinde) kanamayı engelleyerek onarır. 
 

Greenlight sistemi ile prostatın buharlaştırılması yeni başlayan bir teknik midir?

Greenlight Lazer sistemi ile prostat ameliyatları hastanemizde 2004 ocak ayından beri uygulanmaktadır. 2004-2007 yılları arasında Greenlight Lazer PV 80W sistemi ile ve 2007-2012 temmuz ayı arasında Greenlight HPS 120W sistemi ile toplam 2000 den fazla hasta, bu yöntemle tedavi edilmiştir. Greenlight XPS 180W ise bu alandaki son jenerasyon cihazdır. Bu yeni sistem sayesinde 200 grama kadar prostat opere edilebilmektedir.

Greenlight 180W XPS Sisteminin Diğer Greenlight Sisteminden Farkı Nedir?

Önceki Greenlight Lazer sistemleri ile ameliyat edilemeyen (120 Gr üstü Prostata sahip) hastalar bu sistemle rahatlıkla opere edilebilmektedir. Yeni geliştirilen New TruCoag teknolojisi sayesinde kanama kontrolü daha etkin hale getirilmiştir. Ayrıca operasyonda kullanılan lazer fiberine özel soğutma sitemi eklenmiş. Bu sayede fiberin operasyon sonuna kadar aynı etkinlikte olması sağlanmıştır.

Greenlight Lazer Cihazı ile Prostatın Buharlaştırılması İşlemini Diğer Yöntemlerle Kıyasladığımızda Üstünlükleri Nelerdir?

Her cerrahi işlem bir kontrollü travma olarak düşünülürse Greenlight cihazı ile prostatın buharlaştırılması, BPH nedeniyle yapılacak cerrahi işlemlerden en az travmaya neden olanıdır. TUNA ve mikrodalga gibi diğer non-invaziv işlemler sinirleri hasarlandırarak şikâyetleri azaltırlar. Bu nedenle düzelme geçicidir ve aylar sonra şikâyetleri tekrarlayabilir. Ek olarak bu işlemlerde prostatik kanalı açacak kadar doku yok edilemez. Akış hızı geçici olarak düzelebilir zamanla ilk değerlere dönebilir. Bu işlemlerin yapıldığı pek çok hastada idrar tıkanıklığı gelişebilir, haftalar hatta aylar boyunca sondalı kalmak gerekebilir. 


Yıllardır TURP prostat tedavisinde altın standart olarak bilinir. Bununla birlikte % 25-30 hastada birtakım komplikasyonlar (aşırı kanama, TUR sendromu, idrar tıkanıklığı, idrar tutamama ve sertleşme bozukluğu gibi) gelişebilir. Pek çok hastada kanama nedeniyle irrigasyon gerekebilir, hastanede birkaç gün kalınması ve 1-5 gün arasında değişen sondalı kalma gereksinimi olabilir. Ek olarak yaşlı hasta grubuna yönelik spesifik risk ve komplikasyonlar vardır.
Bu lazer yöntemi TUR-P yöntemi ile kıyaslanabilir. Mevcut bulgular bu lazer yönteminin TUR-P ye göre avantajları olduğunu göstermektedir. Bu avantajlar;


İşlemin kansız olması: Bunun nedeni buharlaşan kısmın altında kanamayı durduran bir etki alanının olmasıdır. Kanama olmaması nedeniyle kan verilmesi ve işlem sonrası mesanenin yıkanması gerekmez.


Hastanede kalış süresinin ve sonda konulma süresinin kısa olması: Bu işlem ayaktan yapılabilecek bir işlem haline gelmiştir. Hastanın prostatı çok büyük değilse ve mesane fonksiyonu iyi ise hastaya sonda konulmayabilir ve hasta birkaç saat dinlendikten sonra evine gidebilir. Bu kriterlere uymayan hastalar ise hastanede bir gece yatar ve ertesi gün sondasız olarak evine gidebilir.


Sertleşme bozukluğuna yol açmaması: Greenlight lazer cihazı ile prostat buharlaştırılması işleminde, lazer buharlaşan dokunun en fazla 1-2 m daha derinine etki ettiğinden çok daha derinlerden geçen sertleşme ile ilgili sinire zarar vermez.
Meninin geriye kaçması oranının daha düşük olması: Açık ve kapalı ameliyatlarda bu oran %75-90lar seviyesindeyken bu lazer yönteminde %40-50 civarındadır.


Lokal anestezi ile uygulanabilmesi: Greenlight lazer cihazı ile prostatın buharlaştırılması lokal, spinal veya genel anestezi ile yapılabilir. Genel anestezi alamayacak kadar genel durumu bozuk olan hastalarda lokal anestezi ile yapılabilmesi bu gibi hastalara özellikle ek avantaj sağlamaktadır. Özellikle ileri derecede kalp ve akciğer problemi olan ve bu nedenle ameliyat olamayacak olan hastalar bu yöntemde lokal anestezi altında opere olabilmektedir.


Kanama bozukluğu olanlarda uygulanabilmesi: Prostatı olan hastalarda en önemli sorunlardan biri de antikoagülan dediğimiz kan sulandırıcıları kullanan hastaların TURP den önce bu ilaçları kesmelerinin gerekmesidir. Greenlight lazer cihazı ile prostatın buharlaştırılması işleminde aspirinin kesilmesine gerek yoktur ayrıca oral antikoagülanlarlın kesilmesi sorun yaratıyorsa bunlarda kesilmeden işlem yapılabilir. 


Dezavantajları Nelerdir?
En önemli dezavantajı patoloji örneği alınamamasıdır. Bu nedenle işlemden önce prostat kanseri mutlaka ekarte edilmelidir.  Bununla birlikte son geliştirilen enükleasyon teknikleri ile patolojik örneklerde almak mümkün olmuştur  


 

Greenlight lazer cihazı ile prostat buharlaştırılması işlemi için uygun hastalar kimlerdir?

Obstrüksiyon yapan prostatı olan her hasta 
Cerrahi tedavi gereken tüm BPH hastaları
İdrar tıkanıklığı olan hastalar
İdrar kesesi boynunda veya üretrada daralma olan hastalar
Medikal veya diğer tedavilerin başarısız olduğu hastalar
Yaş sınırı yoktur.
 

Endokrin ve Meme Cerrahisi

Meme hastalıklarına tanısal yaklaşım ve tedavi yöntemlerinin tartışılması Meme Hastalıkları Tanı ve Tedavi Merkezi’nde gerçekleştirilmektedir. Meme Hastalıkları Tanı ve Tedavi Merkezi’nin çalışma prensipleri şu şekilde özetlenebilir:

1. Meme kanseri taraması (Hiçbir şikayeti olmayan kadınların belli aralıklarla takiplerinin yapılması).
2. Meme kanseri gelişimi açısından yüksek riskli hastaların tanınması, takipleri ve risk azaltıcı tedavilerin tartışılması.
3. Meme kitlelerinin ayırıcı tanısının yapılması.
4. Meme kitle ve lezyonlarının en uygun biyopsi yöntemleri (iğne biyopsileri, tel ile işaretleme, radyoaktif madde enjeksiyonu ile lokalizasyon-ROLL) ile değerlendirilmesi. 
5. Meme kanseri tedavisinde hasta için en uygun tedavi yaklaşımlarının hastalarla tartışılması ve modern cerrahi yaklaşımlar ve uygulanabilirlikleri hakkında hastaya bilgi verilmesi (meme koruyucu cerrahi, sentinel lenf nodu biyopsisi teknikleri, meme dokusunun hepsinin alınmasının gerektiği durumlarda yeniden meme kütlesi oluşturulması anlamına gelen meme rekonstrüksiyonu-onkoplastik meme cerrahisi). 
6. Meme kanseri hastalarının takibi ve takip sırasında ortaya çıkabilecek olan kolda şişlik (lenfödem), vb problemlere yönelik destek tedavilerinin verilmesi.

Endokrin Cerrahi tanımı vücudun iç salgı yapan bezlerinin operasyon gerektiren bazı hastalıklarında uygulanan cerrahi tedavileri belirtir. İç salgı bezi demek salgıladığı hormonları direkt olarak kan dolaşımına veren bezler anlamını taşır. Bu başlık altında sıklıkla incelenen iç salgı bezlerine ait hastalıklar tiroid bezi hastalıkları (nodüler guatr, zehirli guatr, tiroid kanseri, vb.), paratiroid bezi hastalıkları (tek bir bezde adenom, bütün bezlerde büyüme-hiperplazi, vb.) ve adrenal (böbrek üstü) bezi hastalıklarıdır. Bu organlara ait hastalıkların cerrahi tedavisinde son on yılda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Laparoskopik yaklaşımlar, minimal invaziv girişimler ve radyoaktif madde işaretlemesi ile yapılan cerrahi girişimler bu grup hastalarda operasyon başarısını artırmakta ve ameliyat sonrası dönemi daha konforlu hale getirmektedir.

Gastrointestinal Sistem Cerrahisi

Gastroenteroloji Cerrahisi bölümünde bir Gastroenteroloji Cerrahisi ve bir Transplantasyon ve Hepato Pankreato Bilier Cerrahisi uzmanı hizmet vermektedir.
Gastroenteroloji Bölümü ile ortak konsey çalışmaları yaparak hastaya en doğru tanı ve tedavi sağlanmaktadır. Gastroenteroloji Cerrahisinde;
•    Özefagus ve mide-duodenum ve ince bağırsaklara ait benign ve malign hastalıkların tetkik, teşhis ve güncel cerrahi tedavileri,
•    Hepato Pankreato Bilier Cerrahi’de karaciğer, pankreas, dalak, safra kesesi ve safra yollarının iyi ve kötü huylu hastalıklarında her türlü tetkik, teşhis ve güncel cerrahi girişimleri,
•    Kolorektal Cerrahi’de kalın bağırsaklar ve son bağırsağın (Rektum) iyi ve kötü huylu tümörleri, inflamatuar bağırsak hastalıkları (chron, ülseratif kolit), anal ve perianal hastalıklar konularında tetkik, teşhis ve güncel cerrahi uygulamalar yapılmaktadır.

Yemek borusundan anüse kadar tüm sindirim sisteminin cerrahi hastalıklarının tanı ve tedavileri en iyi, Morbilite ve Mortalite oranları dünya standartları ile karşılaştırılabilir bir şekilde uygulanmaktadır.
Laparoskopik Kolesistektomi başta olmak üzere laparaskopik cerrahi girişimlerde ekibimiz tarafından uygulanmaktadır.

Laparoskopik Cerrahi ve Fıtık Cerrahisi

Görüntüleme teknikleri ve cerrahi aletlerdeki gelişmeler, karın ile karın içi hastalıklarının tanı ve tedavisinin laparoskopi yöntemi ile yapılabilme olanağını sağlamıştır.
Hastanemizde laparoskopi ile safra kesesi hastalıkları, hiatus hernisi (mide fıtığı), kalın ve ince bağırsaklar, apendiks hastalıkları tedavi edilmekte ve tanısal amaçlı (diagnostik) laparoskopi de yapılmaktadır. 

Damar Cerrahisi

Damar Cerrahisi bölümü; 2005 yılından bu yana özellikle  varis tedavisi, abdominal aort anevrizmalarında cerrahi ve endovasküler tedavi, karotis arter cerrahisi , renal ve mezenterik  arter cerrahisi ve diğer tıkayıcı damar hastalıklarının tedavilerini yapmaktadır. Hastanemizde damar hastalıklarının tanı ve tedavisini gerçekleştirebilecek teknik olanaklar bulunmaktadır. renkli dopler ultrasonografi, bilgisayarlı tomografik anjiografi(BTA), manyetik rezonans anjıografi (MRA) ve dijital substractıon anjiografi (dsa) İLE sizlere kaliteli hizmet vermeyi amaçlıyoruz. hastanemiz damar cerrahisi kliniği, gereksiz cerrahi girişimlerden özenle uzak durmaktadır.  hastalarına damar hastalıklarında koruyucu ve önleyici yöntemleri dikkatle uygulamaktadır. Güven Hastanesi Damar Cerrahisi bölümü güvenle ilk başvurabileceğiniz ya da yeni görüş alabileceğiniz bir merkezdir.

Bölümümüzde uygulanan işlemler;

Normal  gebelik takibi
Yüksek riskli gebeliklerin takibi
İnvaziv prenatal testler;
• Koryon villus samplin
• Amniosentez
• Kordosentez
Normal vajinal doğum
Sezeryan ile doğum
Laporoskopik cerrahiler
• Total  laparoskopik   histerektomi
• Vajinal asiste laparoskopik histerektomi
• Laparoskopik myomektomi
• Laporoskopik endometriozis cerrahisi
• Laparoskopik üriner inkontinans  cerrahileri
• Laparaskopik over kist eksizyonlar
Üriner inkontinans  cerrahisi; 
• TOT, Burch
Abdominal ve vajinal histerektomiler
Histereskopik cerrahiler
• Histereskopik polip ve myom çıkarılması
• Histereskopik septum rezeksiyonu
• Histereskopik sineşi açılması
Kolposkopi
İnfertilite  tedavileri ve IVF
 

Bölümümüzde uygulanan ameliyatlar;

• Koroner By-pass Ameliyatı

• Kalp Kapakçığı Ameliyatı

• Konjenital Kalp Ameliyatı

• Torasik/trako-abdominal Aort Ameliyatı 

• Minimal İnvazif Kapakçık Ameliyatı

• Minimal İnvazif By-pass Ameliyatı (MIDCAB)

• Minimal İnvazif Aort Ameliyatı

Bölüm hakkında devamını oku

Olguların rapor edilmesinde Güven Hastanesi bilgi işlem bölümü tarafından geliştirilen bir yazılım kullanılmakta ve rapor örnekleri elektronik ortamda saklanmaktadır. Raporların ıslak imzalı bir örneği ayrıca arşivlenmekte ve hastaya da bir suret verilmektedir. 

Sitopatoloji kapsamında (hücre örneklerinin incelenmesi), rahim ağzı kanserinde tarama testi olarak kullanılan Pap test, başta tiroid olmak üzere özellikle yüzeyel kitlelere uygulanan ince iğne aspirasyon sitolojisi örnekleri incelenmektedir. Klasik yöntemlere ek olarak sıvı bazlı ince tabaka teknolojisi ile gerekli durumlarda immünsitokimya ve sitokimya gibi ek boyalar da uygulanmaktadır.

 

Hastaya ait ıslak imzalı rapor örnekleri, parafin bloklar ve preparatlar uygun süre ve ortamda saklanmaktadır. Hastaya ait arşivde saklanan örnekler istemesi durumunda imza karşılığında hastaya teslim edilmektedir. 

Laboratuvar materyali, esas olarak Güven Hastanesinde takip edilen hasta örneklerinden oluşmaktadır. Ancak kurum dışı hastane ve muayenehanelerden gelen örnekler de aynı süre ve titizlikle laboratuvarımızda incelenmektedir. Gerekli durumlarda kurum dışı hekimler ile de iletişime geçilerek fikir alış verişinde bulunulmakta, materyalin rapor edilmesinden hemen sonra rapor faks yolu ile hekime iletilmekte, istemesi durumunda hastaya da elden verilmektedir.

 

Panik tanı kapsamında klinik tarafından öngörülmeyen veya acil tedavi gerektiren tanılar kurum içi ve dışı hekimlere raporun ulaşması beklenmeden telefon ile bildirilmektedir.

Girişimsel Non-vasküler/Vasküler Radyoloji ve Girişimsel Nöroradyoloji

Girişimsel Radyoloji, görüntüleme yöntemleri eşliğinde özel malzemeler ve teknikler kullanarak, normal yapılara en az zarar vererek tedavi etmeyi hedefler. 

Non-vasküler radyolojik yöntemlerleperkütanbiopsiler, ince iğne aspirasyon biyopsileri, bilierstentleme, nefrostomivb işlemler yapılmaktadır. 

Vasküler Girişimsel İşlemler balon anjioplasti, stent yerleştirilmesi, tromboliz, trombektomivb işlemleri içermektedir. 

Hastanemizde Girişimsel Nöroradyolojik Yöntemler ile beyin anevrizmaları, arteriovenözmalformasyonlar, intrakranial fistüller, tümör embolizasyonları, karotid ve vertebral arter stentlemeleri, endovasküler akut inme tedavileri başarıyla uygulanabilmektedir. 

Bu işlemlerin en az riskle yapılabilmesi için tüm opsiyonları ile kurulmuş biplananjiografi cihazımızmevcuttur ve bu alanda deneyimli bir ekip hizmet vermektedir. 

Uygulamalarımız ve detaylı bilgi için lütfen bizi arayınız.

Travma

Vücut travmaları sonucu oluşan kırık, çıkık ve yumuşak doku zedelenmeleri ciddi sakatlıklara neden olabilir. Bu durumların erken tanı ve tedavisi bu olumsuz sonuçların oluşmasını engeller. Travma sonrası gelişen basit veya ciddi yaralanmaların her türlüsü ile başa çıkabilecek teknoloji ve deneyime sahibiz.

Artroskopi

Artroskopi eklemlerin küçük bir kamera yardımı ile incelendiği ve küçük giriş delikleri yardımı ile gerekli tedavilerin yapılabildiği minimal invaziv bir tekniktir. Avantajları küçük cerrahi izler, vücut dokularına minimum hasar ve daha hızlı iyileşme olarak sayılabilir. Günümüzde kalça, diz, omuz, el ve ayak bileği gibi birçok eklem hastalığı artroskopik cerrahi ile düzeltilebilmektedir. Menisküs yırtığı, bağ kopmaları, kıkırdak problemleri gibi spor yaralanmaları ile artrit ve tendon kopmaları gibi dejeneratif hastalıklar bu yöntem ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

Ayak ve Ayak Bileği Cerrahisi

Ayak ve ayak bileği konusunda uzmanlaşmış hekimlerimiz ayak baş parmağı deformiteleri, pençe parmak, düz tabanlık, sinir sıkışmaları, diabetik ayak ve diğer ayak problemlerini başarı ile düzeltebilmektedir.

Artroplasti

Dejeneratif eklemlerin protezler ile değiştirilmesi zorunlu hale gelebilir. Bu durumlarda enfeksiyon önemli bir risk oluşturur. Güven Hastanesinde ideal koşullarda düzenlenmiş operasyon salonları ve cerrahi sonrası bakım hizmetleri ile her türlü eklem protez operasyonları büyük başarı oranları ile gerçekleştirilmektedir.

Kalça Ultrasonografisi

Kalça çıkıklarının erken tanısı başarılı bir tedavi için çok önemlidir. Ortopedistlerimiz tarafından her yıl binlerce kalça ultrasonografisi yapılarak birçok çocuğun tedavisi zamanında gerçekleştirilebilmektedir. Bebeğinizi kalça çıkığı yönünden kontrol ettirmeyi unutmayınız. Tarama için en iyi zaman bebeğin 1-3 aylık dönemidir.

Obezitenin Cerrahi Tedavisi

Obezite tedavisinde amaç, gerçekçi bir vücut ağırlığı kaybı hedeflenerek, obeziteye ilişkin morbidite ve mortalite risklerini azaltmak, bireye yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir.

 
Günümüzde Laparoskopik cerrahideki gelişmeler ve deneyim artışı ile Morbid Obezitenin tedavisinde düşük komplikasyon riskleri ile aşikar ve sürdürülebilir kilo kaybı sağlayan gastrointestinal cerrahi işlemlerde belirgin bir artış olmuştur. Cerrahi girişimler ile elde edilen kilo kaybı sonucunda obez hastaların büyük bir çoğunluğunda yandaş hastalıkların tamamen ortadan kalkmakta veya gerilemektedir. Geniş serilerle yapılan çalışmalar sonucu Laparoskopik Mide Bypass Ameliyatı (Roux-en-Y veya Mini Gastric Bypass) ve Laparoskopik Tüp Mide Ameliyatlarının (Vertical Sleeve Gastrectomy) Morbid Obezite hastalarında kilo kaybı ve metabolik bozuklukların düzeltilmesinde en etkili tedavi yöntemleri oldukları gösterilmiştir.
 

Ameliyat Sonrası Dönem

Hastalara ameliyat sonrası dönemde uzman diyetisyen kontrolünde birinci gün sıvı diyet başlanır. İlk on beş günden sonra püre tarzı gıdalar ve 30 günden sonra da katı gıdalara geçilir. Uzun dönem takip sonuçlarına göre beklenen kilo kaybı oranları ilk bir yılın sonunda fazla kiloların %70 ile 80’i arasında olmaktadır.

PET/BT

PET/BT radyoaktif işaretli şekerin vücutta dağılımını inceleyerek hastalıkları araştıran ileri bir görüntüleme yöntemidir. Görüntülemede kullanılan radyoaktif maddenin yarılanma süresi çok kısadır. (Yaklaşık 110 dakika) Test için kullanılacak madde miktarı randevu saatlerinize göre ayarlanmış olduğundan gecikmeniz durumunda testiniz gerçekleştirilemeyebilir. Bu nedenle randevu saatinize uymaya özen gösteriniz.

Test ön hazırlık gerektirdiğinden sizin için temin edilen radyoaktif maddenin başka bir hasta için kullanılması mümkün olamamaktadır. Başka hastaların mağdur olmaması için randevunuza gelemeyecekseniz en az 24 saat öncesinden durumunuzu bize bildiriniz.

Saç ekiminde FUE tekniği

Fue nedir? (Follicular Unit Extraction)

Kelime anlamı olarak kıl kökünün alım şeklini tarif eden Fue tekniği kıl kökünün tek tek alındığını tanımlamaktadır.

Fue yöntemi: Saç greftleri içerdikleri saç köküne göre gruplara ayrılarak ekime hazırlanır. Saç ekimi yapılacak sahada ön saç çizgisi belirlenir. Bölgedeki mevcut saç kıllarının yönüne dikkat edilerek küçük kanallar açılır. Bu işlem sırasında alanda mevcut olan saç köklerine zarar verilmez ve bölgedeki saç yoğunluğuna dikkat edilerek kanal açılır. Saç greftlerinin 1.2 kök içerenleri tercihen ön saç çizgisini oluşturmak üzere kullanılır. Daha fazla saç kökü içeren greftler tepe bölgesinde oluşturulan saç helezonundaki saç sıklığını arttırmak için kullanılır.

Detaylı BilgiB

Eğitim Bilgisi

1996Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

İlgi Alanları

Estetik Meme Cerrahisi, Meme Rekonstrüksiyonu, Oküloplastik Cerrahi, Estetik Ve Fonksiyonel Burun Cerrahisi, Lıposuctıon, Lazer Lipoliz, Fasiyal Plastik Cerrahi, Lazerle Yüz Gençleştirme, Rekonstrüktif Mikro Cerrahi

Sağlık EkibimizS

Güven Hastanesi

Mobil Sitesi - Tüm hakları saklıdır.

Created by HelloWorld