El Ayak Ağız Hastalığı

El Ayak Ağız Hastalığı Belirtileri, Tanı, Tedavi Ve Korunma Yöntemleri

Ağız içerisinde ve çevresindeki ağrılı ve içi su dolu döküntülerle başlayan, takiben avuç içinde ve ayak tabanındaki döküntülerle seyreden el ayak ağız hastalığı hijyenin iyi olmadığı yerlerde daha sık görülüyor. İlkbahar sonu, yaz ve sonbahar aylarında ortaya çıkan hastalığın bulaş riski yaz aylarında enfekte havuz sularının yutulmasıyla artıyor. Güven Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Uzm. Dr. Zehra Can, el ayak ağız hastalığının belirtileri, tanı, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

El ayak ağız hastalığı nedir?

El ayak ağız hastalığı, en sık 5 yaş altındaki çocuklarda görülen, fakat bazı durumlarda daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde de görülebilen bulaşıcı ve viral bir hastalıktır. Ateş, boğazda kızarıklık, ellerde ve ayak tabanında, ağız içi ve ağız çevresinde döküntü ile seyreder. En sık ilkbahar sonu, yaz ve sonbahar aylarında görülür. Özellikle tropikal bölgelerde ve hijyenin iyi olmadığı yerlerde yaygın olarak ortaya çıkar. 

El ayak ağız hastalığının nedenleri nelerdir?

Hastalığa enterovirüs cinsinden koksakivirüs, ekovirüs ve enterovirüsler neden olur. En sık enterovirüs 71 ve koksaki virüs A grup 16 etkendir.

El ayak hastalığı bulaşır mı?

Virüs hasta kişilerin ağız ve burun salgılarında, dışkı ve idrarlarında, cilt lezyonlarında bulunur. Hastalar öksürme ve hapşırma sonucunda damlacık yoluyla virüsü çevreye bulaştırır. Hasta kişi ile yakın temas etme, öpme, sarılma, lezyonlu deriye dokunma, ortak eşya kullanma sonucunda ya da dışkı ve idrar ile bulaşabilir. Okul, kreş gibi toplu yaşam alanları, yazın enfekte havuz sularının yutulması hastalığı bulaşması açısından risk oluşturur.

El ayak hastalığı nasıl anlaşılır? Belirtileri nelerdir?

Hastalık iştahsızlık, kırgınlık, 38-39 derece ateş ve boğaz ağrısı gibi belirtiler ile başlar. Bir iki gün içinde ağız içinde, boğazda ve ağız çevresinde ağrılı, içi su dolu döküntüler çıkar. Takiben ayak tabanı ve avuç içinde de kırmızı döküntüler oluşur ve daha sonra bu döküntüler su toplar. Bazen vücudun başka bölgelerinde de döküntü olabilir. Döküntülere öksürük ve karın ağrısı eşlik edebilir. Bazı durumlarda hastalık sadece ağızda yara, bazen de sadece cilt döküntüsü şeklinde seyredebilir. Özellikle küçük çocuklar ağızdaki yaralar nedeniyle beslenme güçlüğü çekebilir.

El ayak hastalığının tanısı nasıl konulmaktadır?

Hastalığın tanısı genellikle klinik bulgular ile konur. Laboratuvar testi gerekmez. Mevsim, hastanın yaşı, döküntülerin yeri ve özellikleri tanı konulmasına yardımcı olur. Hastalığın suçiçeği, herpes zoster, beşinci ve altıncı hastalık gibi viral hastalıklardan ayrımı yapılmalıdır. Çok gerektiği durumlarda nazofarenks yani genizden alınan sürüntü, döküntü içinden sıvı ve gayta örneklerinden PCR ile virüs izolasyonu sonucunda tanı konabilir. Ayrıca kanda virüse karşı oluşan antikor yanıtına bakılabilir.

El ayak hastalığının tedavisinde kullanılan yöntemler nelerdir?

Hastalığın spesifik bir tedavisi ve aşısı yoktur. Tedavi hastanın şikayetlerine ve bulgularına göre planlanır. Hastalık genellikle hafif seyreder ve kendi kendine düzelir. Boğaz ağrısı için sprey, ağrı kesici, ateş düşürücü, kaşıntı için antihistaminik, lezyonlar enfekte olursa antibiyotikli kremler kullanılabilir. Ağız içindeki yaralar nedeniyle beslenemeyen çocuklarda; yoğurt, muhallebi, çorba gibi yumuşak ve ılık gıdalar ile beslenme, bol sıvı tüketimi ve istirahat önerilir. Beslenmesi kötü olan çocuklara hastane ortamında damar yolu ile sıvı tedavisi verilebilir. Hastalar 7-10 gün içinde kendiliğinden iyileşir. Lezyonlar leke ve kabuklanma yapabilir. Bu etkiler zamanla düzelir.

El ayak hastalığından korunmak için nelere dikkat etmek gerekir?

•    Hasta çocuk lezyonlar kuruyana kadar okula gönderilmemelidir.

•    Öksürük, hapşırık sırasında ağzını kapatması, mümkünse ayrı tuvalet kullanması sağlanmalıdır.

•    Hastalıktan korunmak için hijyen kurallarına uyulmalıdır. 

•    Hasta kişilerden uzak durulmalıdır.

•    Eller sık yıkanmalı ve kirli el ile ağız ve yüze dokunulmamalıdır.

•    Hasta bireyle, tabak, bardak, havlu gibi ortak eşyalar kullanılmamalı, öpme ve sarılma gibi yakın temastan kaçınılmalıdır.

•    Tuvalete girdikten sonra, bebeğin bezini değiştirdikten sonra, yemek-mama hazırlamadan önce eller sabunla yıkanmalıdır.

•    Evde, okul ve kreşlerde kullanılan malzemeler, oyuncaklar ve temas eden yüzeyler her gün dezenfekte edilmelidir.

•    Ortam sık sık havalandırılmalıdır.

•    Havuzlar düzenli klorlanmalı ve küçük çocukların havuza girmemesi sağlanmalıdır.