Mastektomi ve Doğum Sonrası Estetik-Plastik Cerrahi Uygulamalar

Estetik bir dış görünüş çoğu kadın önem taşıyor. Kadınların vücutlarında deformasyonlara neden olabilen bazı süreçler kendilerini mutsuz ve çaresiz hissetmelerine neden olabiliyor. Bu süreçlerden ilk akla gelenler meme kanseri nedeniyle mastektomi ameliyatı geçirmek ve doğum. Günümüzde gelişen teknoloji ve güncel estetik plastik cerrahi uygulamalar sayesinde her iki sürecin de vücutta oluşturduğu deformasyonları onarmak mümkün olabiliyor. Güven Hastanesi Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümünden Doç. Dr. Gökhan Adanalı, mastektomi sonrası meme onarımı ve doğum sonrası vücut şekillendirme işlemleri hakkında bilgi verdi.

Estetik ve plastik cerrahi meme kanserinde tedavi sonrası süreçte önemli bir rol oynuyor

Meme kanserinde plastik cerrahinin rolü, en az bu kanserin primer tedavisini yapan genel cerrahi kadar yoğundur. Günümüzdeki teknolojik gelişmelerin ışığında, artık meme kanserlerine çok erken evrede tanı koyulabiliyor. Dolayısıyla, hastaları meme kanserinden kurtarabiliyoruz, bir anlamda bu hastalık tedavi edilebilir hale gelmiş durumda. Meme kanserinin tedavi edilebilir olması, kanserden kurtulduktan sonra, bir kadının en doğal hakkı olarak yeniden meme yapımını da gündeme getiriyor. Biz de bu amaçla, hastalarımıza kullanılan tekniğe göre değişik tedavi alternatifleri sunabiliyoruz.

Meme rekonstrüksiyonu neredeyse mastektomi kadar sık yapılıyor

Bir hastaya mastektomi yani memenin alınması işlemi yapıldıktan sonra yeniden meme yapılacaksa, bunun için iki ana başlık halinde rekonstrüksiyon seçeneği bulunmakta. Birincisi, öz dokuyla yapılan yani hastanın kendi dokusuyla yaptığımız rekonstrüksiyon, ikincisi de implant denilen, halk arasında silikon protez olarak bilinen protezlerle yapılan rekonstrüksiyon. Silikon protezlerle yapılan rekonstrüksiyon, ABD’de her 100 meme rekonstrüksiyonunun yaklaşık 76’sını oluşturmaktadır. Bu kadar yüksek oranda tercih edilmesinin iki nedeni var. Bir tanesi, bu hastalıklarda hastanın tedavisinin sadece cerrahi olarak yapılmaması, bunların yanında ışın tedavileri, kemoterapi, ilaç tedavileri gibi kombine tedavi yöntemlerinin de kullanılmasıdır. Dolayısıyla, hastaların özellikle radyoterapi aldığı durumlarda radyoterapiye bağlı olarak meme bölgesinde bazı deformasyonlara yol açma ihtimali oldukça yüksektir. Yaklaşık yüzde 30 gibi bir oranda bu handikap karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, bu tip problemleri olabilecek hastalarda implantla tedavi yöntemini seçtiğimizde, geçici implant adı verilen doku genişleticileri tercih etmekteyiz. Böylece, eğer burada yer tutucu olarak bulunan implant deforme olursa, ışın tedavisinin ve diğer tedavinin bitmesini takiben yaklaşık 6 aylık bir süre içerisinde, hastayı ikinci ameliyata alıp bu geçici implantı çıkarıp yerine kalıcı implantı koyuyoruz. Burada önemli olan başka bir unsur da hastanın sağlam memesinin durumudur. Hastalık eğer tek tarafta görülüyorsa, sağlıklı olan memeye elbette dokunmuyoruz. Ancak, bu memede de büyüklük, küçüklük, sarkma ve deformasyon gibi durumlar mevcutsa; meme rekonstrüksiyonunda bu memeyi taklit etmek yerine, sağlam memeyi rekonstrüksiyonla oluşturduğumuz ideal büyüklükteki memeye benzetiyoruz. Bunun için de ikinci seansta, yani kalıcı implantı koyduğumuz seansta, sağlam taraftaki memeyi de buna benzeyecek şekilde ameliyat ediyoruz. İkinci ana başlık ise, öz dokuyla yapılan memelerdir. Bu tip tedavide, öz dokunun kullanılması uzun dönem sonuçlarında gerçek memeye benzemesine daha çok olanak sağlar. Ancak, uzun ameliyat süresi, hastanın vücudunda ekstra bir ameliyat izi oluşturmak ve hastaların psikolojik olarak, aynı anda vücutlarının başka bir yerini daha ameliyat ettirmek istememelerinden dolayı bu yöntemi geç dönem rekonstrüksiyon olarak kullanmaktayız. Ortalama her 8 kadından 1’inde görüldüğünü bildiğimiz bu hastalıkta, neredeyse hastalığın tedavisi kadar yüksek sıklıkta rekonstrüksiyonu da beraberinde gerçekleştiriyoruz. Çok erken yakalanmış ve hastanın ekstra bir tedaviye de ihtiyacı olmadığı durumlarda, memeyi boşaltıktan yani mastektomi yaptıktan sonra aynı anda kalıcı implant da koyabiliyoruz. Böylece hasta bir seansta bu probleminden kurtulmuş oluyor. Karşı taraftaki memeye bakışımızda ise, ya aynı seansta bu ameliyatı yapıp iki tarafı da birbirine benzer hale getiriyoruz ya da kalıcı implantı koyduktan 6 ay sonra karşı taraftaki memeye estetik bir müdahalede bulunuyoruz. 

Doğum sonrası vücutta oluşan deformasyonları düzeltmeye yönelik işlemler başka çocuk düşünüp düşünülmediğine göre planlamalıdır

Bir kadının başına gelen en güzel ve en travmatik olay, gebelik ve doğumdur. Sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da çok uzun bir süreç olan bu dönemde, bir takım hormonal ve mekanik etkilerle kadınların vücudunda ciddi bir deformasyon meydana gelmektedir. Sadece hamileliğin ve doğumun tamamlanmasıyla bu durum bitmemekte, devamındaki emzirme döneminde de özellikle memelerde deformasyonlar ortaya çıkmaktadır. Bu amaçla, çok fazla sayıda kadın bu durumun düzeltilmesi için plastik cerrahiye başvurmaktadır. Burada öncelikle göz önüne alınması gereken konu, bu ameliyatların ne zaman yapılabileceğinden önce, kişinin başka çocuk düşünüp düşünmediğinin belirlenmesidir. Eğer kişi var olan gebelik sonrası yeni bebek düşünüyorsa, yapılacak her türlü ameliyat, yeniden yaşanacak gebelikten olumsuz olarak etkilenecek ve o gebeliklerin sonucunda da deformasyon yenilenecektir. Öncelikle, size bu konuda başvuran kişinin planlarını net olarak öğrenmeniz gerekir. 

Doğum sonrası estetik ameliyatlar emzirme bitip 6 ay geçtikten sonra yaptırılmalı

Gebelik sürecinde 9 ay boyunca süt vermeye hazırlanan dönemde memelerde büyüme ve hacimlenme ortaya çıkmaktadır. Memeyi göğüs ön duvarına bağlayan ve sayıları 15-20 civarında olan bağ dokusu elemanlarında, volüm artışına bağlı olarak kopmalar meydana gelmektedir. Buna bağlı olarak da memeler sarkmaktadır. Bunun üzerine, bütün süt kanallarının aktive olarak sütle dolması ve doğumu takip eden dönemde yaklaşık 2 yıla varan emzirme süresini de düşündüğümüzde göğüslerin sürekli olarak kullanılması, memelerdeki bu fizyopatolojik durumun devamına yol açmaktadır. Dolayısıyla, bir hastaya doğum sonrası memeyle ilgili ameliyat düşünüyorsanız, temel prensibiniz emzirmenin bittiği dönemden 6 ay geçtikten sonra süt kanallarının da durumunu değerlendirerek ameliyatı planlamak olmalıdır. Bebeğin rahimde büyümesi sırasında karın ön duvarı kaslarında öne ve yana doğru genişleme meydana gelmektedir. Bunun sonucunda kaslarda ayrılma oluşur. Gebelik bitip de bebek doğduktan sonra bu kaslar anatomik olarak asla eski konumuna dönmemekte ve incecik bir bağ dokusuyla birbirinden ayrılmaktadır. Bu durumun düzeltilmesi de ancak cerrahi yoldan yapılabilmektedir. Hastaların pek çoğu doğumu yaptıktan sonra, yaklaşık 1 veya 1,5 yılda, doğum öncesi kilolarına döneceklerdir. Eğer bundan sonra, daha uzun bir süreye yayılan kilo fazlalığı varsa, artık bu dönemden sonra kiloları kaybetmek oldukça zorlaşacaktır. Bu durumlarda ameliyat için düşündüğümüz en erken tarih, yine emzirmenin bittiği dönemi 6 ay takip eden dönemdir. Bu dönem içerisinde de annenin sahip olduğu deformatiye bağlı olarak karın, bel ve basen bölgelerinde ya kapalı teknikle yaptığımız yağ emme yani liposuction ameliyatları ya da açık teknikle yaptığımız karın germe ameliyatları veya bunların kombinasyonu en çok kullandığımız yöntemlerdendir. Ancak bu ameliyatlar meme ameliyatlarına göre, ileride yaşanacak bir gebelik ihtimalinden daha olumsuz etkilenmektedir.  Dikişlerle orijinal haline getirdiğimiz gevşeyen ve birbirinden ayrılan kaslar, yaşanacak ikinci veya üçüncü gebeliklerde zarara uğrayacaktır.

Liposuction işlemleri; basen, bacakların dış kısımları, iç bacaklar, diz gibi kısımlarda da sahip olunan patolojiye göre kullanılabilmektedir. Genelde aşırı kilo alan hastalarda kolun iç kısımlarında sarkmalar, nadir de olsa doğum sonrasında karşımıza çıkan durumlardandır. Eğer kişi erken dönemde bu kiloyu verebilirse sarkma tolere edilebilecek durumda olmakta ama gebeliği boyunca 30-40 kilo almış bir kadının kilo vermesi bazen cerrahi gerektirebilecek sarkmalara ve bariz bozukluklara yol açabilmektedir. Son yıllarda, bunlara bir de genital bölgedeki deformasyonlar eklenmiştir. Bu aslında apayrı bir konu başlığıdır ve oldukça önemlidir. Bu konuya sadece plastik cerrahi değil, kadın doğum hekimleri de son yıllarda büyük ilgi göstermektedir. Vajinal doğumların en büyük handikapı vajinanın genişlemesi ve vajinada oluşan deformasyonlardır. Doğum sonrası cinsel ilişkide kalite azalması, kadının zevk alamaması, orgazm olamaması gibi durumlar yaşanan problemlerden bazılarıdır. Eğer ikinci, üçüncü tahmini gebelikler bekleniyorsa bu bölgeye cerrahi bir müdahalede bulunmanın bir anlamı yoktur, çünkü aynı durum tekrar oluşacaktır. Bu problem, mekanik açıdan sezaryen doğumlarda görülmemektedir. Yine nadir olmamakla beraber, özellikle gebelik başlangıcından itibaren genital bölgede ve meme uçlarında renk koyulaşmaları, kalıcı olarak esmerleşme gibi durumlar doğum sonrası annelerin sık şikayetçi olduğu konulardandır. Bu durumların da ileri teknoloji ürünleriyle tedavi edilebilir olduğunu söylemek mümkündür. Bu amaçla kullandığımız lazerler devreye girebilir ama bunlar hormon etkisiyle oluşan renk değişimleri olduğu için, yine annenin emzirmeyi bıraktığı dönemi takiben yapılması, yani annenin hormonlarının doğum öncesi halini aldığı dönemde yapılması en akıllıca çözüm olacaktır.