Kış aylarında eklem ve kas ağrılarından korunmak için ne yapılmalı?

GÜVEN SAĞLIK GRUBU

Paylaş:

Kış aylarında eklem ve kas ağrılarından korunmak için ne yapılmalı?

Eklem ve kas ağrıları beyaz yakalıların, beden gücüyle çalışanların, ağır spor yapanların, ileri yaştaki kişilerin kısaca hemen hemen tüm bireylerin karşılaştığı bir sorun. Yaşam kalitesini etkileyen ve sağlığın bozulmasına neden olan bu ağrıların şiddeti, kış aylarında daha da artıyor.

Peki, eklem ve kas ağrılarının hangi hastalıkların habercisi olduğunu, soğuk havalarda bu ağrıların neden arttığını ve nasıl önleneceğini biliyor musunuz?

Güven Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümünden Uzm. Dr. Aslı Turan, eklem ve kas ağrıları ve hastalıkları hakkında bilgi verdi.

Kış aylarında eklem ve kas ağrılarından korunmak için ne yapılmalı?

İçindekiler

Eklem ve kas hastalıkları genellikle kimlerde görülür?

Eklem ve kas hastalıkları çocukluk çağından ileri yaşlara kadar kadın erkek fark etmeksizin tüm bireylerde görülebilir. Doğuştan gelen bazı fiziksel bozukluklar ve anomaliler küçük yaşlardan itibaren bireyi etkileyebileceği gibi yaşlanmaya bağlı eklem ve kas sistemindeki yıpranmalar ve zayıflamalar da eklem ve kas rahatsızlıklarının gelişiminde etkili olmaktadır.

Gençlerde; spor yaralanmaları, eklem ve kasların aşırı kullanımıyla ortaya çıkan yaralanmalar ve duruş oturuş bozukluklarına bağlı sorunlar ön plandadır. Beden gücüyle çalışanlarda farklı, ofis çalışanlarında farklı mekanizmalarla kas eklem sorunları ortaya çıkabilir.

Eklem ve kas hastalıklarının belirtileri nelerdir?

Eklem ve kas hastalıklarının genellikle ilk ve en önemli belirtisi ağrıdır. 

  • Eklemde şişlik,
  • Hareketlerde zorlanma, kısıtlanma ve tutukluk,
  • Kaslarda spazm, kramp ve sertlik,
  • Kaslarda zayıflama ve güçsüzlük,
  • Uyuşma ve karıncalanma da belirtiler arasındadır.

Eklem ve kas hastalıklarının nedenleri nelerdir, en çok hangi hastalıklarda görülür?

Eklem ve kas hastalıklarının gelişiminde;

  • Fiziksel
  • Biyomekanik
  • Çevresel
  • Psikososyal
  • Kalıtım
  • Travma gibi birçok farklı faktör rol oynamaktadır.

Bu faktörler, hastalığın gelişmesinden tek başına sorumlu olabileceği gibi çeşitli kombinasyonlar halinde de etki edebilirler.

Ağrı şikayetiyle başvuran hastaların önemli bir kısmında eklem romatizmaları veya yumuşak doku romatizmaları olarak ifade edilen hastalıklar görülmektedir. Osteoartrit, halk arasında bilinen adıyla kireçlenme bu hastalıklardan biridir.

Kireçlenme, kan testlerinde iltihap göstergelerinde artışa yol açmaması nedeniyle iltihaplı olmayan romatizma olarak da bilinir. 50 yaş üzerindeki kişilerde en sık görülen eklem hastalığıdır. Eller, kalçalar, dizler ve omuga en sık etkilenen eklemlerdir. Bu hastalıkta eklem kıkırdak yapısında bozulma oluşur ve buna bağlı olarak eklem kıkırdağının altındaki kemik dokusunda da değişiklikler meydana gelir. Kemikteki büyümeler ve eklem kenarındaki çıkıntılar eklemlerin normal yapısını bozarak, hareketlerde kısıtlanmaya ve ağrıya neden olur.

Kireçlenme gelişiminde; 

  • Kalıtımsal faktörler,
  • İlerleyen yaş,
  • Fazla kilo alımı veya aşırı yüklenme gibi mekanik durumlar,
  • Diyabet, gut hastalığı, enfeksiyonlar gibi eklemleri etkileyerek kıkırdak yapımını bozan diğer hastalıklar rol oynamaktadır.

İltihaplı romatizmal hastalıklar ise çoğunlukla kişinin bağışıklık sisteminin genetik ve/veya çevresel faktörler nedeniyle uygunsuz çalışmasıyla ortaya çıkar. İltihaplı romatizmal hastalıklar genellikle eklemlerde ağrı, şişlik, bazen kızarıklık ve tutukluğa neden olurken ayrıca kan tahlillerinde iltihap göstergelerinde bozulmalar görülebilir. “Romatoid Artrit” ülkemizde en sık görülen iltihaplı romatizmal hastalıktır. Genellikle el eklemleri gibi küçük eklem tutulumuyla başlayan romatoid artrit; omuz, diz ve kalça gibi diğer eklemleri de tutabilir.

Eklem romatizmaları dışında eklem ve kaslarda ağrıya yol açan pek çok sorun vardır. Örneğin; bel, boyun ve sırt ağrıları toplumda en sık karşılaşılan ve iş gücü kaybına neden olan ağrılardır. Nedeni çoğu zaman stres ve gerginliğe, yanlış kullanıma veya yüklenmeye bağlı kas ağrılarıdır.

Ayrıca bel, boyun ve sırt ağrıları;

  • Omurga ve duruş bozuklukları,
  • Bel ve boyun fıtıkları,
  • Kireçlenmeler,
  • Kemik erimesi,
  • Omurgayı tutan romatizmal hastalıklar,
  • Yumuşak doku romatizmaları,
  • Fibromiyalji gibi yaygın kas ağrısı yapan hastalıklar ve enfeksiyonlarından da kaynaklanabilir. Hatta bazen, tedavilere dirençli ve şiddetli ağrıların nedeni kemik tümörleri de olabilir.

Aşırı kullanıma bağlı ağrılar, eklem ve kas ağrılarının sık görülen bir başka nedenidir. Mikro travma dediğimiz tekrarlayan küçük hareketlerin birikimiyle oluşan ağrılar sıklıkla karşımıza çıkar. Ofis çalışanlarında, aşçılarda, müzisyenlerde, terzilerde, el işi yapanlarda bu birikim bir süre sonra kronik ağrılara sebep olabilir. Ayrıca;

  • Spor yaralanmaları,
  • Darbeler,
  • Düşmeler,
  • Kazalar gibi büyük travmalar da devam eden ve sık tekrarlayan ağrıların nedeni olabilir.

Kas ve kemik sorunları dışında bazı metabolik sorunlar da ağrılara yol açabilir veya ağrıların şiddetini artırabilir.

  • D vitamini gibi bazı vitamin eksiklikleri,
  • Magnezyum gibi bazı minerallerin eksiklikleri,
  • Demir eksikliği anemisi,
  • Tiroid bozuklukları da kas ağrısı yakınmalarına neden olabilir.


Eklem ve kas hastalıklarında tedavi yöntemleri nelerdir?

Eklem ve kas hastalıklarının tedavi yöntemleri hastalığın teşhisine ve ortaya çıkış nedenine göre değişmektedir.

Vücudun ağrıyla yardım sinyali verdiği ve asıl amacın, ağrıya neden olan hastalığın veya sebebin ortadan kaldırılması olduğu unutulmamalıdır. Çünkü ağrının sebebi, basit bir kas yorgunluğundan, kötü huylu kanserlere kadar değişkenlik gösterebilir. Bu yüzden ağrının nedenini belirlemek öncelikli amacımızdır. Ağrının ortadan kaldırılabilecek veya düzenlenebilecek bir nedenden kaynaklanması durumunda tedavi planı bu doğrultuda hazırlanır.

Örneğin hastanın;

  • Kilo problemi varsa önüne geçilmesi,
  • Aşırı yapılan bir spor aktivitesi varsa ara verilmesi,
  • Ağrıları kas zayıflığına ve hareketsizliğe bağlıysa uygun egzersizlerle kasların kuvvetlendirilmesi,
  • Ağır iş yapıyorsa koruyucu önlemler alması, işin değiştirilmesi veya hafifletilmesi,
  • Beslenme ve uyku düzenin sağlanması, stres faktörlerinin azaltılması gibi hayat değişikliklerinin yapılması,
  • Vitamin veya mineral eksikliği varsa vücudun bu yönde desteklenmesi ağrıyı ortadan kaldırabilecek veya düzenleyebilecek önlemler arasında gösterilebilir.

Eğer bu önlemlerle şikayetlerin önüne geçilemiyorsa hastalığın teşhisine göre değişkenlik gösteren tedavi planı uygulanır. Tedavi sürecinin her hasta için özel olduğu unutulmamalıdır.

  • İlaç tedavileri,
  • Fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları,
  • Enjeksiyon tedavileri,
  • Kaplıca tedavileri,
  • Uygun hastalarda akupunktur, nöralterapi gibi tamamlayıcı tıp uygulamalarına başvurulabilir.

Tüm bu tedavilere yanıt alınamıyorsa veya hastalığın ameliyat dışında tedavisi mümkün değilse cerrahi tedaviler gündeme gelecektir.

Kış aylarında eklem ve kas ağrıları neden artar?

Soğuk ve yağışlı havalarda genellikle eklem ve kas ağrılarında artış olur. Hasarlı eklemlerdeki basınç alıcılarında da hasar gelişeceğinden, hastalar havadaki küçük basınç değişikliklerine bile daha duyarlı hale gelebilir. Aynı zamanda soğuk havanın kaslar ve damarların kasılmasına neden olmasıyla dokulara giden kan dolaşımı bozulur. Dokuları besleyen ve atık maddeleri uzaklaştıran dolaşımın azalması ağrıların artmasına yol açar. Soğuk havalarda fibromiyalji, miyofasiyal ağrı sendromu gibi kas rahatsızlıklarında ağrılar şiddetlenir.

Kış sezonunda genellikle çalışma hayatı daha yoğun ve daha streslidir, trafikte geçirilen süreler artar. Yaz aylarında günler daha uzun olduğu için iş dışındaki saatlerde spor olanakları daha fazladır ve insanlar yaz mevsiminde daha hareketli bir yaşam sürerler. Öte yandan yaz aylarında tatil fırsatları da daha fazladır. Kış aylarında bu olanaklar azalır. Güneş ışınlarına daha az maruz kalındığı için kışın D vitamini seviyelerinin düşmesi de kas ve eklem ağrılarını artıran bir diğer nedendir. Ayrıca, güneş ışınları azaldığında mutluluk hormonu adı da verilen “serotonin” azalır. Aynı zamanda serotonin ağrı kesici özelliği vardır ve ağrı tedavisinde ilaç olarak da kullanılmaktadır.

Kış aylarında eklem ve kas ağrılarından korunmak için ne yapılmalı?

Vücudun iklim değişikliğini en hafif biçimde hissetmesini sağlamak için birtakım önlemler alınmalıdır. Soğuk hava nedeniyle kaslar ve damarlar kasılarak kas ve eklemlere giden kan akımı azalır. Bu durum kasların ve eklemlerin daha kolay hasarlanmasına neden olur.

  • Kış aylarında eklem ve kas ağrılarından korunmak için mümkün olduğunca soğuğa maruziyet azaltılmalı ve uygun giysi seçimiyle vücut sıcak tutulmalıdır.
  • Doğru ve sağlıklı beslenmeyle kilo kontrolü sağlanmalı, kış mevsiminde eklemlere yüklenmemeye daha da özen gösterilmelidir.
  • Kış aylarında hareket azalır. Hareketsizlik eklemlerin kasılmasına ve sertleşmesine neden olur. Hareketsiz kalmamak ve uygun egzersizleri düzenli olarak yapmak oldukça önemlidir. Bu sayede kas ve eklemlerin esnekliği ve kuvveti korunur, yaralanma ve ağrı ihtimali azalır.
  • Kış aylarında güneş ışığının azalmasıyla vücuttaki D vitamini düzeyi de düşer. Bu durumu önlemek için özellikle gün içinde güneşli havadan yararlanmaya daha çok özen gösterilmelidir. Ayrıca güneş ışığı, serotonin hormonunda artışa sebep olarak ruh halini de daha iyiye götürerek ağrılardan uzaklaşılmasını sağlayacaktır. Bu önlemlere rağmen D vitamini düzeyi istenen seviyelerde değilse doktor kontrolünde D vitamini takviyeleri alınabilir.
  • Tüm bunlarla birlikte genel vücut sağlığını korumak için yeterli ve kaliteli uyumak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, stresten uzak durmak, gerekirse stresten uzaklaştırılacak etkinlikler planlamak, tüm vücut dengesini iyileştirerek eklem ve kas ağrılarından da korunmasını sağlayacaktır.


Kaplıca, eklem ve kas hastalıklarına iyi gelir mi?

İnsanlık tarihi kadar eski olan kaplıcalar, günümüzde de eklem ve kas hastalıklarında önemli ve etkili bir tedavi yöntemidir.

Romatizmal hastalıklarda tedavinin amacı ağrıyı azaltmak, eklem hasarını ve fonksiyonel kaybı önlemektir. Kaplıcalar hem mekanik, hem termal ve hem de kimyasal etkileriyle iyileştirici rol oynar. Son yıllarda kaplıca tedavisinin özellikle romatizmal hastalıklarda inflamasyon (iltihaplanma), immün yanıt ve kıkırdak dokusuna olumlu etkileriyle ilgili tıbbi çalışmalar artış göstermiştir. Modern kaplıca merkezlerinde uygulanan tedavilerle eklem ve ekstremite fonksiyonlarında kısıtlanma gibi bulgu ve belirtilerin kontrolü, ağrının azaltılması, kas spazmının gevşetilmesi, kas güçlendirmesine katkıda bulunma, günlük yaşam aktivitelerinin ve yaşam kalitesinin sürdürülmesi amaçlanır. Uygun hastalarda kaplıca tedavilerinin fizik tedavi uygulamalarıyla birlikte yapılması etkinliği artıracaktır.

Sağlık Rehberi

Sağlık rehberimizden içerikler görüntüleyin.

Haber Bültenimize üye olun.

Periyodik olarak haber bültenimizi size ulaştıralım.

...

Nesilden nesile hayat bize GÜVEN diyor.


Güven Hastanesi hizmet standartları ile JCI tarafından akredite edilmiştir. JCI şikayet bildirimlerinizi buraya tıklayarak yapabilirsiniz.

Kişisel verilerin korunması ve işlenmesi politikalarına ilişkin aydınlatma metnimize buradan kişisel veri işleme envanteri ve kişisel verilerin korunması politikamıza ise buradan ulaşabilirsiniz.