Gastroenteroloji

Gastroenteroloji Hakkında

Güven Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü; pankreas, karaciğer, safra kesesi, yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsak hastalıklarının önlenmesinde, tanı ve tedavisinde hizmet vermektedir.

Endoskopi ünitesinde sindirim sistemi hastalıklarının ağız veya rektal yoldan yerleştirilen ince kamera sistemleri ile kolayca tanısı konulabilmekte ve birçoğunun da tedavisi işlem sırasında gerçekleştirilebilmektedir. Endoskopi ünitemizde gastroskopi, kolonoskopi, rektosigmoidoskopi, ERCP ve kapsül endoskopi işlemleri rutin olarak yapılmaktadır.

Gastroenteroloji nedir?

Gastroenteroloji Bilim Dalı, İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nın sindirim sistemi hastalıklarıyla ilgilenen yan dalıdır.

Gastroenteroloji Hizmetleri

Gastroenteroloji bölümünün ilgilendiği hastalıklar nelerdir?

Sindirim sistemi hastalıkları denince akla sindirim kanalı diye özetlenebilecek; yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, anüs hastalıkları ve sindirim kanalı dışındaki organlardan; karaciğer, pankreas ve safra kesesi/yolları ile ilgili hastalıklar gelmektedir. Bu hastalıklar arasında; reflü hastalığı, gastritler, mide ve duodenum ülserleri, safra taşları/polipleri, hepatitler, siroz, karaciğer kanseri, pankreatitler, Çölyak Hastalığı, Crohn Hastalığı, Ülseratif Kolit, diğer iltihabi bağırsak hastalıkları, iritabl bağırsak sendromu, divertikülozis coli, hemoroid, anal fissür, yemek borusu, mide, pankreas, bağırsak kanserleri olarak sayılabilir. 

Gastroenteroloji uzmanlığının çalışma alanları nelerdir?

Gastroenteroloji uzmanları, iç hastalıkları uzmanı olduktan sonra aldıkları 3-4 yıllık teorik/pratik yan dal ihtisas eğitimi ile sindirim sistemi hastalıkları ile ilgili uzmanlaşan hekimlerdir. Bu kapsamda Endoskopi, Kolonoskopi, Ultrason, Endoskopik Retrograt Kolanjiopankreatikografi (ERCP), Endoskopik Ultrasonografi, Manometri, Kapsül Endoskopi gibi son teknoloji cihaz ve sistemlerin ve bunlar aracılığıyla yapılan ileri tanısal/tedavi edici işlemlerin kullanımı konusunda eğitimli ve deneyimlidirler.

Gastrointestinal kanal hastalıkları nelerdir? 

Gastrointestinal kanal hastalıkları arasında; reflü hastalığı, gastritler, mide ve duodenum ülserleri, Çölyak Hastalığı, Crohn Hastalığı, Ülseratif Kolit, diğer iltihabi bağırsak hastalıkları, iritabl bağırsak sendromu, divertikülozis coli, hemoroid, anal fissür, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri olarak sayılabilir. 

Gastrointestinal kanal hastalıklarının teşhis ve tedavileri nasıl yapılmaktadır?

Gastrointestinal kanal hastalıklarının teşhis ve tedavilerinde hastadan alınan bilgi ile fizik muayene ve gerekli görülen laboratuvar testleri, ultrason, pasaj grafileri, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi girişimsel olmayan tanı yöntemlerinin kullanılmasının yanı sıra, endoskopi, kolonoskopi, endoskopik ultrason, ERCP gibi girişimsel yöntemler de kullanılabilmektedir.  Bu yöntemler hekimler tarafından sadece tanı koymak amaçlı değil, tedavi edici olarak da kullanılabilmektedir.

Tedavi edici endoskopik girişimlere örnek vermek gerekirse:

•    Polip (iyi huylu tümör) çıkartılması sayesinde kanser gelişiminin önlenmesi

•    Kanaması olan hastalarda durdurucu ilaçlar enjekte edilerek, lazerle yakarak, içeriden dikiş(klips) veya bant atarak kanamanın durdurulması

•    Kanal darlıklarında balon, buji veya stent gibi cihazlarla yapılacak genişletme tedavilerinin uygulanması

•    Hemoroidlerin bantla bağlanarak veya ilaç-lazerle tedavi edilmesi

•    Cerrahi veya başka nedenlerle oluşan kanal yaralanması/yırtılması gibi durumlarda endoskopik dikiş atılması veya stentlerle tamir edilmesi

Mide hastalıkları nelerdir? 

Midenin başlıca hastalıkları; gastrit, ülser, reflü, polipler ve kanserlerdir. 

Mide hastalıklarının teşhis ve tedavileri nasıl yapılmaktadır?

Mide hastalıklarının teşhis ve tedavilerinde laboratuvar, görüntüleme yöntemleri, endoskopi ve endoskopik ultrason, gibi yöntemler kullanılmaktadır. Helikobakter pilori enfeksiyonu, ilaçlar ve stres kaynaklı mide şikâyetleri ülkemizde sıklıkla görünmekte ve bazı hastalarda kanser gibi ciddi problemler için risk oluşturabilmektedir. Bu hastaların tanı ve takibinde endoskopinin önemli rolü vardır. Son tanı/tedavi kılavuzları ışığında uygulanan tedaviler oldukça etkili ve yüz güldürücüdür.

İnce bağırsak hastalıkları nelerdir?

İnce bağırsak, midenin hemen sonrasında başlayarak sırasıyla duodenum yani on iki parmak bağırsağı, jejenum ve ileum kısımlarına ayrılır. Başlıca görevi besinlerin sindirilmesi, hormon salgılanması ve patojen mikroplara karşı koruma olan bu kısımda başlıca ülserler, Çölyak hastalığı, diğer emilim bozukluğu sendromları, Crohn hastalığı, gıda zehirlenmeleri (akut gastroenteritler) ve bazı kanserler görülebilmektedir. 

İnce bağırsak hastalıklarının teşhis ve tedavileri nasıl yapılmaktadır?

İnce bağırsak hastalıklarının teşhis ve tedavilerinde laboratuvar testleri, ultrason, pasaj grafileri, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi girişimsel olmayan tanı yöntemlerinin kullanılmasının yanı sıra, endoskopi, kolonoskopi, endoskopik ultrason, ERCP, kapsül endoskopi gibi girişimsel yöntemler de kullanılabilmektedir.  Bu yöntemler hekimler tarafından sadece tanı koymak amaçlı değil, tedavi edici olarak da kullanılabilmektedir. 

Kolon hastalıkları nelerdir?

Kolon (kalın bağırsak), ince bağırsağın devamında başlayan ve anüs (makat) bölgesinde son bulan sindirim sisteminin son kısmıdır. Başlıca görevleri sindirime katkıda bulunmak, vücudun su dengesini sağlamak ve enfeksiyonlara karşı korumadır. Hastalıkları arasında iltihabi bağırsak hastalıkları (ülseratif kolit ve Crohn Hastalığı), iritabl (huzursuz) bağırsak sendromu, divertikülozis coli, akut enfeksiyöz kolitler (bazı besin zehirlenmeleri), polipler (iyi huylu tümörler) ve kanserler yer almaktadır. 

Kolon hastalıklarının teşhis ve tedavileri nasıl yapılmaktadır?

Kolon hastalıklarının teşhis ve tedavilerinde laboratuvar testleri, ultrason, pasaj grafileri, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi girişimsel olmayan tanı yöntemlerinin kullanılmasının yanı sıra, kolonoskopi, endoskopik ultrason gibi girişimsel yöntemler de kullanılabilmektedir.  Bu yöntemler hekimler tarafından sadece tanı koymak amaçlı değil, tedavi edici olarak da kullanılabilmektedir. Tedavi edici endoskopik girişimlere örnek vermek gerekirse:

•    Polip (iyi huylu tümör) çıkartılması sayesinde kanser gelişiminin önlenmesi 

•    Kanaması olan hastalarda durdurucu ilaçlar enjekte edilerek, lazerle yakarak, içeriden dikiş(klips) veya bant atarak kanamanın durdurulması

•    Kanal darlıklarında balon, buji veya stent gibi cihazlarla yapılacak genişletme tedavilerinin uygulanması

•    Hemoroidlerin bantla bağlanarak veya ilaç-lazerle tedavi edilmesi

•    Cerrahi veya başka nedenlerle oluşan kanal yaralanması/yırtılması gibi durumlarda endoskopik dikiş atılması veya stentlerle tamir edilmesi

Karaciğer ve safra yolu hastalıkları nelerdir?

Karaciğer, sindirim, depolama, enfeksiyonlarla savaş, toksinlerden arındırma, hayati birçok protein ve maddenin sentezi gibi görevleri olan, fonksiyonları bozulduğunda hayati riskler yaratabilecek bir organdır. Öte yandan, cildimizle birlikte kendini en iyi tamir/rejenere eden organımızdır. Örneğin; karaciğer nakli amacıyla organının 3’te 2’si alınan vericilerde 1 ay içinde eksik kısmın fazlasıyla tamamlandığı görülmektedir. Başlıca hastalıkları arasında; akut veya kronik hepatitler (karaciğer iltihabı), sarılık, siroz, kanser, iyi huylu kist ve tümörlerle, damar tıkanıklıkları görülmektedir.

Safra esasen karaciğer tarafından salgılanıp, üretilip safra kanalları aracılığıyla karaciğerin hemen altında yer alan safra kesesinde depolanır. Yemek yediğimizde hormonal mekanizmaların tetiklemesiyle safra kesesi kasılarak depoladığı safrayı, kanallar aracılığıyla on iki parmak bağırsağına (duodenum) boşaltır. Başlıca hastalıkları arasında safra taşı, kese polipleri, kolesistit denilen kese iltihabı, kolanjit denilen ve sarılığa neden olan safra kanal iltihabı ve tümörler yer almaktadır.

Karaciğer ve safra yolu hastalıklarının teşhis ve tedavileri nasıl yapılmaktadır?

Karaciğer ve safra yolu hastalıklarının teşhis ve tedavilerinde laboratuvar testleri, ultrason, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi girişimsel olmayan tanı yöntemlerinin kullanılmasının yanı sıra, girişimsel radyolojik yöntemler (PTK gibi), Endoskopik Ultrason veya ERCP gibi girişimsel endoskopik yöntemler kullanılabilmektedir. Bu yöntemler hekimler tarafından sadece tanı koymak amaçlı değil, tedavi edici olarak da kullanılabilmektedir. Örneğin safra kanalında taşa bağlı tıkanma sarılığı gelişen bir olguda uygulanan sedasyon altında (hasta uyurken) yapılan ameliyatsız endoskopik bir tedavi olan ERCP ile safra kanalına girilerek taş çıkartılır ve sarılık tedavi edilmiş olur. 

Pankreas hastalıkları nelerdir?

Pankreas, midenin arkasında yer alan sindirim enzimleri salgısıyla hazım sürecinde görev yapan ve insülin başta olmak üzere hormon salgısıyla şeker metabolizmasını ve sindirim fonksiyonlarını düzenleyen organımızdır. Başlıca hastalıkları arasında akut ve kronik iltihapları (pankreatit), kistler, tümör ve kanserler yer almaktadır. 

Pankreas hastalıklarının teşhis ve tedavileri nasıl yapılmaktadır?

Bu olguların teşhis ve tedavisinde laboratuvar testleri, ultrason, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi girişimsel olmayan tanı yöntemlerinin kullanılmasının yanı sıra, girişimsel radyolojik yöntemler, Endoskopik Ultrason veya ERCP gibi girişimsel endoskopik yöntemler kullanılabilmektedir. 

Endoskopi Nedir?

Endoskopi, ucunda ışıklı kamera sistemi olan bükülebilen ince bir cihaz kullanılarak hastaların yemek borusu, mide ve ince bağırsağının incelendiği cihazdır. Kamera teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak sürekli değişen, iyileşen ve geliştirilen cihazlarla artık hastaların iç organları doktorlar tarafından daha detaylı görebilmekte, dokunulabilmekte ve biyopsi örnekleri alınabilmektedir. Bu işlem esnasında hastalar uyutulduğu için hem güvenli hem de konforlu bir işlem olması sağlanmaktadır. Endoskopi işleminin yapılması için yetki yasalarla gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanlarına verilmiştir. Rutin tanısal endoskopi yaklaşık 10 dakika sürmekte, 6-8 saatlik açlık dışında bir ön hazırlığa gerek duyulmamaktadır. Kanama riski yaratan kan sulandırıcı ilaçlar alan hastaların bunları işlem öncesinde belirtilen sürelerle bırakmış olması gerekebilmektedir. Toplumda kanser gelişme riski yüksek olan hastalarda takip protokolleri içinde en güvenilir erken tanı yöntemidir. Bu yöntemler hekimler tarafından sadece tanı koymak amaçlı değil, tedavi edici olarak da kullanılabilmektedir.

Tedavi edici endoskopik girişimlere örnek vermek gerekirse:

•    Polip (iyi huylu tümör) çıkartılması sayesinde kanser gelişiminin önlenmesi

•    Kanaması olan hastalarda durdurucu ilaçlar enjekte edilerek, lazerle yakarak, içeriden dikiş(klips) veya bant atarak kanamanın durdurulması

•    Kanal darlıklarında balon, buji veya stent gibi cihazlarla yapılacak genişletme tedavilerinin uygulanması

•    Cerrahi veya başka nedenlerle oluşan kanal yaralanması/yırtılması gibi durumlarda endoskopik dikiş atılması veya stentlerle tamir edilmesi

İşlem sonrası hasta genellikle derlenme ünitesinde uyandırılarak evine taburcu edilmektedir. Endoskopiye bağlı komplikasyon gelişme riski 1/100000’den az olup çoğu yatış gerektirmeyen hafif sorunlardır. Sedasyona bağlı komplikasyon riski ise 1/1000 civarında olup, çoğu yatış gerektirmeyen hafif sorunlardır.

Endoskopi işlemi kimlere uygulanır?

Kronikleşmiş (uzun süren) ve alarm semptomları olarak kabul edilen, kilo kaybı, bulantı, kanama, anemi, yutma güçlüğü, ailede mide kanseri gibi kliniği olan hastalarda endoskopi mutlaka uygulanmalıdır. Ayrıca, ilaçlara yanıtsız mide yanması – hazımsızlık, altta yatan Çölyak hastalığı şüphesi, kanser taraması ve takibi, kanser riskini yükselten bulguları olan vakaların takibi gibi durumlarda da endoskopi yapılması gerekmektedir. Bu yöntemlerin çoğunda alternatif diğer girişimsel olmayan yöntemler ya etkisiz ya da güvenli değildir.

Kolonoskopi nedir?

Kolonoskopi, ucunda ışıklı kamera sistemi olan ve bükülebilen ince bir cihaz kullanılarak hastaların kalın ve ince bağırsağının incelendiği cihazdır. Kamera teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak sürekli değişen, iyileşen ve geliştirilen cihazlarla artık hastaların iç organları doktorlar tarafından daha detaylı görebilmekte, dokunulabilmekte ve biyopsi örnekleri alınabilmektedir. Bu işlem esnasında hastalar uyutulduğu için hem güvenli hem de konforlu, bir işlem olması sağlanmaktadır. Kolonoskopi işlemin yapılması için yetki yasalarla gastroenteroloji, gastroenteroloji cerrahisi, çocuk cerrahisi ve çocuk gastroenterolojisi uzmanlarına verilmiştir. Rutin tanısal kolonoskopi 20-30 dakika civarında sürmektedir. İşlem öncesinde 6-8 saatlik açlık dışında bir gün önceden bağırsak temizliği için kuvvetli ilaçlar kullanılması, 1-2 gün posasız diyet yapması gereklidir. Kanama riski yaratan kan sulandırıcı ilaçlar alan hastaların bunları işlem öncesinde belirtilen sürelerle bırakmış olması gerekebilmektedir. Bu yöntemler hekimler tarafından sadece tanı koymak amaçlı değil, tedavi edici olarak da kullanılabilmektedir.

Tedavi edici endoskopik girişimlere örnek vermek gerekirse:

•    Polip (iyi huylu tümör) çıkartılması sayesinde kanser gelişiminin önlenmesi

•    Kanaması olan hastalarda durdurucu ilaçlar enjekte edilerek, lazerle yakarak, içeriden dikiş(klips) veya bant atarak kanamanın durdurulması 

•    Kanal darlıklarında balon, buji veya stent gibi cihazlarla yapılacak genişletme tedavilerinin uygulanması

•    Hemoroidlerin bantla bağlanarak veya ilaç-lazerle tedavi edilmesi

•    Cerrahi veya başka nedenlerle oluşan kanal yaralanması/yırtılması gibi durumlarda endoskopik dikiş atılması veya stentlerle tamir edilmesi

Hasta genellikle işlem sonrası derlenme ünitesinde uyandırılarak evine taburcu edilmektedir. Kolonoskopiye bağlı komplikasyon gelişme riski 1/10000’den az olup çoğu yatış gerektirmeyen hafif sorunlardır. Sedasyona bağlı komplikasyon riski ise 1/1000 civarında olup, çoğu yatış gerektirmeyen hafif sorunlardır.

Kolonoskopi işlemi kimlere uygulanır?

Kronikleşmiş (uzun süren) ve alarm semptomları olarak kabul edilen, kilo kaybı, bulantı, kanama, anemi, ailede kolon kanseri veya polibi gibi kliniği olan hastalarda kolonoskopi mutlaka uygulanmalıdır. Ayrıca, ilaçlara yanıtsız bağırsak alışkanlığında değişme, altta yatan iltihabi bağırsak hastalığı şüphesi, kanser taraması ve takibi, kanser riskini yükselten bulguları olan vakaların takibi gibi durumlarda kolonoskopi yapılması gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve gastroenteroloji derneklerinin tanı/takip kılavuzlarında kolon kanseri taraması açık ve net şekilde yer almaktadır. Kolonoskopi kanserin erken teşhisi ve daha önemlisi kansere dönebilecek yapıların yok edilerek önlenmesi amacıyla önerilmektedir. Aile hikayesi olan hastalarda 40 yaşından veya kanserli hastanın yaşından 5 yaş önceden itibaren 5 yılda bir, aile hikayesi olmayanlarda ise 50 yaşından sonra 10 yılda bir tarama yapılması gerekmektedir. Bu yöntemlerin çoğunda alternatif girişimsel olmayan yöntemler ya etkisiz ya da güvenli değildir. Yaşla beraber artan polip (iyi huylu bağırsak tümörü) sıklığı nedeniyle bu taramaların yapılması önem arz etmektedir. İşlemde saptanan polipler aynı seansta uygun yöntemlerle çıkartılmakta ve sayısı, boyutu, tipine göre uygun sıklık belirlenerek tarama programı başlatılmaktadır.

Bölümünden Videolar Toplam 2 Adet Video

Haber Bültenimize üye olun.

Periyodik olarak haber bültenimizi size ulaştıralım.

...

Nesilden nesile hayat bize GÜVEN diyor.