Rahim Ağzı Kanseri Taramasının Önemi ve PAP-SMEAR

GÜVEN SAĞLIK GRUBU

Rahim Ağzı Kanseri Taramasının Önemi ve PAP-SMEAR

Paylaş:
...

Serviks yani rahim ağzı kanseri, dünyada en sık görülen jinekolojik kanser türleri arasında yer alıyor. Hastalığın bu kadar yaygın görülmesinin temelinde kadınların rahim ağzı kanser taramalarını düzenli olarak yaptırmamaları yatıyor. Rahim ağzı kanseri tarama testlerinin düzenli olarak yaptırılması sayesinde, bu bölgedeki hücrelerde gelişen prekanseröz yani kanser öncesi değişiklikler erken dönemde tespit ediliyor ve kansere ilerlemeden önlem alınabiliyor. Testin anormal yani pozitif sonuç vermesi her durumda kanser anlamına gelmese de, sonuçların bu alanda deneyimli bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Güven Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ömer Lütfi Tapısız, rahim ağzı kanseri taramasında kullanılan Pap-Smear testi, testin anormal bulguları ve hangi durumlarda kolposkopik inceleme yapılması gerektiği ile ilgili bilgiler verdi.

Servikal (rahim ağzı) smear testi (Pap-Smear) nedir?

Servikal (rahim ağzı) smear testi (Pap-Smear), rahim ağzında gelişen prekanseröz yani kanser öncesi lezyonların ve/veya kanserin saptanması için tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bir tarama testidir. Rahim ağzından özel spatula veya fırça yardımı ile sürüntü alınması ve alınan sürüntüdeki hücrelerin mikroskop altında incelenmesini içerir. Hücrelerin yapısına göre Pap-Smear testi genel olarak normal yani negatif veya anormal ya da pozitif olarak adlandırılır. Anormal smear bulguları mevcut ise hastanın konusunda deneyimli bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Smear testi nasıl ve ne zaman yapılır? Test yapılmadan önce nelere dikkat edilmelidir?

Smear testi jinekolojik muayenenin bir parçasıdır ve rutin jinekolojik muayene sırasında ağrısız ve basit bir şekilde yapılabilmektedir. İşlem öncesi hastanın 48 saatlik süreçte cinsel birliktelik yaşamaması gerekmektedir. Bunun yanı sıra işlem öncesi vajinal duş alınmaması ve genital bölge ile alakalı herhangi bir ilaç/kimyasal kullanılmaması sonuçların etkilenmemesi açısından önemlidir. Vajinal kanaması olan bir hastada smear alınması uygun olmayacaktır. Adet kanaması bittikten sonraki dönem smear testi için en uygun zamandır. Semptomdan yani hastanın herhangi bir şikayeti olup olmamasından bağımsız ilk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra servikal smear değerlendirmesine başlanması uygun bir yaklaşımdır. Ülkemizde ulusal kanser tarama standartlarına göre; 30-65 yaş grubundaki her kadın 5 yılda bir Human Papilloma Virüs (HPV) ve Pap Smear testi ile taranmaktadır. Ancak bu algoritmanın tarama için oluşturulduğu unutulmamalı ve semptomu ve/veya patolojik bulgusu olan bir hastanın belirtilen süreleri beklemeden mutlaka bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı’na başvurmasının önemi bilinmelidir.  

Hamile kadınlar smear testi verebilir mi? Testin herhangi bir yan etkisi var mıdır?

Hamile kadınların gebelik süreci boyunca smear testi yaptırmalarında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır ve usulünce yapılan smear testi hiçbir şekilde düşüğe neden olmamaktadır. Bunun yanında hastada gebelik öncesi bir yıllık döneme ait normal servikal smear tarama sonuçları mevcutsa, tarama amaçlı gebelik boyunca smear testi yapılmasına gerek yoktur. Gebeliğin sonlanmasından minimum 12 hafta geçtikten sonra tarama programlarına başlanması doğru bir yaklaşımdır. Ancak anormal servikal smear sonuçları nedeni ile takip ve tedavisi devam eden hastalar gebelik sürecinde de konusunda deneyimli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından izlenmelidir. Smear testi yan etkisi olmayan bir işlemdir ve rahim ağzı kanseri gibi ciddi bir sağlık probleminin önlenmesi açısından oldukça önemli bir tetkiktir.

Smear testi nasıl değerlendirilir? Normal ve anormal smear ne demektir?

Rahim ağzından Pap-Smear testi alındıktan sonra örnekler lam denilen bir cama sürülerek yayılır ve lam üzerindeki hücreler konusunda tecrübeli bir patolog tarafından mikroskobik olarak değerlendirilir. Yapılan değerlendirmede prekanseröz ve/veya kanseröz bir hücre tipine rastlanmadı ise sonuç negatif olarak raporlanır. Sonuçların çok büyük bir kısmı normal yani negatif, prekanseröz/kanseröz hücre içermeyen, olarak raporlanacaktır. Smear testinde anormal özelliklere sahip hücreler görülmüşse sonuç pozitif olarak raporlanır. Sonucun pozitif gelmiş olması kişinin kanser olduğu anlamına gelmemektedir. Büyük bir kısmı HPV adı verilen virüse bağlı gelişen anormal smear sonuçları ve görülme yüzdelerine değinilecek olursa;

  • ASCUS (Önemi belirlenemeyen atipik skuamöz hücreler); smear testlerinin yüzde 2-5’inde görülür, bu sonuç saptanan hastaların yaklaşık yüzde 50’sinde yüksek dereceli HPV pozitifliği mevcuttur.  
  • LGSIL (Düşük dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon); smear testlerinin yaklaşık yüzde 2’sinde görülür, bu sonuç saptanan hastaların yaklaşık yüzde 75’inde yüksek dereceli HPV pozitifliği mevcuttur.
  • HGSIL (Yüksek dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon); smear testlerinin yaklaşık yüzde 0.5’inde görülür, bu sonuç saptanan hastaların yaklaşık yüzde 90’nından fazlasında yüksek dereceli HPV pozitifliği mevcuttur.
  • ASC-H (HGSIL düşündüren atipik skuamöz hücreler); smear testlerinin yaklaşık yüzde 2-3’ünde görülür, bu sonuç saptanan hastaların yaklaşık yüzde 70-85’inde yüksek dereceli HPV pozitifliği mevcuttur.
  • AGC (Atipik glandüler hücreler [AGC-NOS veya AGC-Favor Neoplasia]); smear testlerinin yaklaşık yüzde 0.2-0.5’inde görülür, bu sonuç saptanan hastaların yaklaşık yüzde 40’ında yüksek dereceli HPV pozitifliği mevcuttur.
  • Servikal kanser; smear testlerinin yaklaşık yüzde 0.5’inde görülür.

Servikal smear sonucunun anormal (pozitif) çıkması ne anlama gelmektedir?

Servikal smear testi sonucunun anormal yani pozitif olması kişinin direkt kanser olduğu anlamına gelmemektedir. Birçok hasta bu şekilde bir yanlış algı neticesinde endişeye kapılmakta ve depresif duygu durumu içine girmektedir. Anormal sonuçların büyük bir kısmı HPV virüs enfeksiyonuna bağlı gelişen değişikliklerdir. Rahim ağzı kanseri ve HPV ilişkisi net bir şekilde bilinmekle birlikte birçok HPV enfeksiyonu hiçbir sorun oluşturmadan 2 yıl içerisinde kendiliğinden gerilemektedir. HPV enfeksiyonu, neden olduğu rahim ağzı hücre değişiklikleri ve serviks kanseri gelişim sürecinin yıllar içindeki seyri aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.   

Burada dikkat edilmesi gereken nokta; smear sonucu pozitif yani ASCUS, ASC-H, LGSIL, HGSIL veya AGC şeklinde raporlandığında bu sonuçların kanser olmadığının, ancak daha ileri değerlendirme ve tetkik gerektirdiğinin bilinmesidir. Testin pozitif olduğu durumlarda, bu konuda deneyimli bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı’na başvurulması ve sonrasında sonuca göre HPV testi ve/veya kolposkopi, gerekiyorsa rahim ağzından biyopsi alınması gibi işlemlerin yapılması uygun olacaktır. 

Kolposkopik inceleme nedir? Kimlere yapılmalıdır?

Kolposkopik inceleme rahim ağzı (serviks), vajen ve/veya vulva diye adlandırılan genital bölgelerin daha detaylı şekilde değerlendirilmesini sağlayan bir inceleme yöntemidir. Belirtilen bölgelerin çıplak gözle incelenmesi yerine dokuların büyütülmesine olanak sağlayan özel bir mikroskop (kolposkop) yardımıyla incelenmesini içermektedir. Tetkik esnasında anormal bölgelerin daha net bir şekilde görülmesine olanak sağlayan asetik asit, lugol solüsyonu gibi bazı kimyasallar kullanılabilmektedir. İşlem smear alınmasından biraz daha uzun sürerse de ağrı veren bir muayene yöntemi değildir. Kolposkopik inceleme neticesinde şüpheli alanlar tespit edilirse, o bölgelerden biyopsi alınır ve alınan biyopsilerin patolojik değerlendirmesi neticesinde tedavi ve takip algoritması belirlenir. Biyopsi alınması gerekiyor ise bu esnada hafif bir ağrı hissedilebileceği için sedo-analjezi denilen hafif bir uyuşturma işlemi yapılabilir.

Kolposkopik inceleme servikal smear testinde bir anormallik varsa yani sonuç pozitifse ve/veya HPV testinde yüksek riskli bir sonuç söz konusu ise planlanacaktır. Bu konuda deneyimli bir hekime başvurulduğunda hastaya detaylı bir şekilde bilgilendirme yapılacak ve takip/tedavi planı anlatılacaktır.  

Kolposkopik inceleme öncesi nelere dikkat edilmelidir?

Kolposkopi yapılacak günden önceki son 24 saatte; vajinal duş alınmaması, vajinal ilaç/kimyasallar ve tampon kullanılmaması ve cinsel ilişkiye girilmemesi işlem sonuçlarının etkilenmemesi açısından önem arz etmektedir. Yine işlem öncesinde idrar kesesinin (mesane) ve kalın bağırsak son kısmının (rektum) boş olması işlemin yapılmasını ve hastayı rahatlatacaktır.

Kolposkopik incelemenin bir yan etkisi var mıdır?

Kolposkopik incelemenin belirgin bir yan etkisi bulunmamaktadır. İşlem sonrası çok kısa bir dönem yaklaşık 1-2 gün lekelenme tarzı vajinal kanama ve hafif kahverengi akıntı gözlemlenebilir. İşlem esnasında gerekli görülürse alınacak biyopsi rahim ağzının çok küçük bir parçasını teşkil edecektir. Bu durum, sonrasında planlanacak gebelikler açısından olumsuz bir etki yaratmayacaktır. Ancak eğer gebelik durumu söz konusu ise, işlem öncesinde doktor mutlaka bilgilendirilmelidir. Hamileyken bu işlemin gerekliliği ve yapılması ile ilgili değerlendirme ve bilgilendirme konusunda deneyimli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından yapılmalıdır.  



Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümümüzden randevu almak ve kadın sağlığına dair sorularınızı iletmek için 0539 937 75 35 numaralı telefondan hasta danışmanımızla anında WhatsApp görüşmesi başlatabilirsiniz.

Güven Sağlık Grubu olarak Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı önerileri; hastanemiz Enfeksiyon Kurulu’nun kararları doğrultusunda aldığımız önlemlerle güvenle sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz.

 

 

 

Sağlık Rehberi

Sağlık rehberimizden içerikler görüntüleyin.

Haber Bültenimize üye olun.

Periyodik olarak haber bültenimizi size ulaştıralım.

...

Nesilden nesile hayat bize GÜVEN diyor.